31 Temmuz 1878 (1 Şaban 1295) Göçün Yüz Yirminci Günü; Nihayet Türkiya'ya geldik. İki günde altı can kaybettik. Burada asker tarafından durdurulma ihtimali bulunduğu için, mola yerinde aile..
29 Temmuz 1878 (29 Recep 1295) Göçün Yüz On Sekizinci Günü; İki günde üç can kaybettik. İkisi hastalıktan öldü, birini de öküz öldürdü. Bir Türk şehri olan Harmanlı'da yedekteki hayvanlar..
Osman dedem sustu, dikkatle yüzüme baktı ve: -Suratın neden asık? Yoruldun mu? Yoksa defterde cesetlerden ve hayvan leşlerinden bahsedilmesi seni korkuttu mu? Dedi. -Yok dede, korkmadım. De..
22 Temmuz 1878 (22 Recep 1295) Göçün Yüz On Birinci Günü; Bir günde üç can gitti... Bir gün önceki yazdıklarımı okudum. Hayret içerisindeyim. Bu sözler bana mı ait? Bana aitse, ..
21 Temmuz 1878 (21 Recep 1295) Göçün Yüz Onuncu Günü; 13 canı kaybettik. Bulaşıcı bir hastalık var, ama ne olduğu belli değil. Buna yakalanan, üşüyormuş gibi saatlerce titriyor, sonra kan..
12 Temmuz 1878 (12 Recep 1295) Göçün Yüz Birinci Günü; Üç kişi öldü. Dimitrovgrad şehrini geride bıraktık. Altı gün önce, sözü edilen Bulgar köyünü uzaktan görünce nasıl bir yer olduğ..
6 Temmuz 1878 (6 Recep1295) Göçün Doksan Beşinci Günü; Beş canımız hastalık dolayısıyla eksildi. On canımızı da sel aldı götürdü. En kötü günüm. Bundan daha kötüsü olmadı, olamaz da! ..
Bugün de bir ara daha verdik. Yarın yazmaya devam edeceğiz. Osman dedem: -Az kaldı, dediyse de, daha kaç gün süreceğini söylemedi. Belki o da bilmiyordur! ..
13 Haziran 1878 (12 Cemaziyelahir 1295) Göçün Yetmiş İkinci Günü; Geçen yedi günde, on üç kişi daha kaybettik. İçlerinde küçük bebek de genç kız da, çok yaşlı kişiler de vardı. En enteres..
Bu sözü durmadan tekrarlıyorum. Hiç unutmayacağım; Yer demir gök bakır. Evet, yer demir gök bakır. Bunu Türkiya'ya kabul edilmediği için geri dönen bir köylüden öğrendim. Hem kendi hem de bizim dur..
Uzun yıllar çeşitli sitelerde Oruç Yıldırım adı ile yazı yazdım. Dört tane romanım ve çokca da de..