29 Mayıs 1878 (27 Cemaziyelevvel 1295) Göçün Elli Yedinci Günü; Bugün, olaysız bir gün geçireceğimizi zannetmiştim. Çünkü geçtiğimiz yollardaki ağaçlar, çimenler, dikenler, çalı çırpı ne ..
15 Mayıs 1878 (13 Cemaziyelevvel 1295) Göçün Kırk Üçüncü Günü; Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yere geldik. Yolu çok kötü; aslında belki de yol mol yok burada; biz öylesine gidiyoruz işte. N..
7 Mayıs 1878 ( 5 Cemaziyelevvel 1295) Göçün Otuz Beşinci Günü; Artık iyileştim, eski gücüme kavuştuğumu sanıyorum. Bulduğum her şeyi yiyorum. Hastalığım sırasında çorba istemişim, daha ..
30 Nisan 1878 ( 27 Rebiülahir 1295) Göçün Yirmi Sekizinci Günü; Sabahleyin hava sisli ve soğuktu. Rutubet âdeta iliklerimize kadar işlemişti. Birkaç saat sonra sis dağıldı, güneş göründü. Ortal..
Yazmaktan kollarım ağrımıştı. Yazım da yorgunluk arttıkça çirkinleşiyordu. Yüzümdeki memnuniyetsizliği gören Osman dedem: -Yoruldun galiba! Burada bırakalım; kalanı daha sonra yazarız, dedi.<..
15 Nisan 1878 ( 12 Rebiülahir 1295) Göçün On Üçüncü Günü; Kaç tane dağ, kaç tane köy, kaç tane orman geçtik saymadım. İşte bugün de saatlerdir çalı çırpı, ağaç dolu bir ormandan geçiyoruz..
3 Nisan 1878 (30 Rebiülevvel 1295) Göçün Birinci Günü; Fırtınanın topraktan köküyle söktüğü bir ağaç gibiyiz. Havada savrulup duruyoruz. Fırtına bu ağacı bırakacak mı, bırakırsa nerede bı..
Dedem eliyle radyoyu işaret ederek: -Evlat, aç şunu da ajansı dinleyelim, dedi. Radyoyu açtım. Gene önce cızırtı duyuldu, ses gelsin diye bekledik; biraz gecikmiş olmalı ki dedem sabredeme..
Yörük Dede anlatmaya devam ediyor; 93 Harbi sırasında Dobromirka'ya fazla yanaşamayan ve o yüzden de giderek kinleri artan Bulgarlar, savaştan sonra etrafımızdaki Türk köylerine acımasızca sald..
Yörük Dede anlatıyor: Balkanlarda sadece gavurlarla değil, tabiatla da mücadele etmek zorundasın. Buranın karı, soğuğu ve yağmuru boldur. Kışın birçok yer metrelerce karla kaplanır, sık sık sel..
Uzun yıllar çeşitli sitelerde Oruç Yıldırım adı ile yazı yazdım. Dört tane romanım ve çokca da de..