Yürüyorum... Kilo alan, saçı dökülen, parayı bulan, e parayı buldu diye yürüyüşü değişen, ensesi kalınlaşan, babadan kalan zuladaki liralar suyunu çekince bağı, bahçeyi, evleri en son araba..
Sarı yağmurluğu ile sessiz sedasız yaklaşıp “rasgelsin” diyen... Adı neydi? Kısa boylu, kır saçlı, hafif toplu, yetmişli yaşlarda bir adamdı velhasıl! Denize, balığa meraklıydı... T..
Üç taş beş lira!” Önce başıma dikilen davetsiz misafirin gözüme sokmaya çalıştığı siyah torbaya baktım sonra adamın neredeyse jileti unutmuş yüzüne... Nasıl diktiysem gözlerimi, tek..
Böyle değildi bu çocuk! En lüks arabaya biner, en iyisini giyer, en iyi mekânlarda yer içer fakat söylediğine dikkat ederdi... Iı beğenmedim bugün, sıkıldım, kaçmak istedim masadan,..
Ne yapacağını bilmemenin verdiği çaresizlikle, sırf vakit geçsin diye, ilk gördüğüm lokantaya atıyorum kendimi… ‘ Lokanta’ dediysem dört masalı küçücük bir yer… İçeride ço..
Sakalları beyazlamış, gözlüklü, orta boylu, şu kokoreççinin yanında dikilen adamı tanıyorum! Kumsalda, dört merdivenle suya inilen, denize sıfır yazlığı, güzel de bir teknesi var… Ç..
Yer aynı yer… Kestaneci neredeyse aynı adam, çökmüş, saçı sakalı birbirine karışmış, mutsuz ve sinirli... Gömleği ütüsüz, ceket; dün gece battaniye olarak kullanılmış gibi… Sanki ..
Beyaz kâsenin içine, masada tatlı da olsun, ortam zengin görünsün diye dökülen bala musallat olan eşek arılarından rahatsız değildim oysa… Benim balla, eşek arılarının da benle i..
O kısacık… Odanın sarı ışığı yanıp, bir el perdeyi çekene, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zamanda gördüm yaşlı teyzeyi… Yatağı pencerenin kenarında, güllü yorganı göbeğine kadar..
“Saklayayım daha sonra lazım olur” Şarap şişesinin ortası delik mantarını boş yoğurt kabına atarken tam olarak aklımdan geçen buydu! Dejavu gibi bir şey. Daha önce şarap man..