Karısı, çocuğu ve birlikte yaşadığı halası öldükten sonra hırsızlık yapan, yakalanıp “parayı neden çaldın “ diye sorulduğunda “ dünyayı satın alacaktım” cevabını veren Emin’i düşürdü aklıma… ..
Sokak köpeği olduğu besbelli fakat ne şekilde kıvırdıysa, sıcak, ağacı, çiçeği bol bir kır lokantasına atmış kapağı… En yakın arkadaşı siyah, beyaz tombul bir kedi… Herkesle barışık! Kahval..
Yaşam koçluğuna soyunup, ne dediğini bilmeyen, ilgi çekmeye çalışırken kendi içinde kaybolmuş bir kadının yazdıkları düştü aklıma; “ önce kendinizi sevin!” Bir dönem herkes borsacı idi sonr..
Koltuğumun altında getirdiğim gazeteleri, nemli bankın üzerine koyup oturuyorum… Soğuk, bencil, insanın yüzünü haşlayan sinsi bir rüzgâr esiyor… Cansız yapraklar savruluyor gökyüzüne, biri ..
Sefilmiş adam, karnı açmış, doymak için çöpleri karıştırıyormuş, önceleri utandığı için geceleri yapıyormuş bu işi sonra “fakirlik ayıp mı” demiş kendi kendine “ fakir olarak doğmayı ben istemedim ..
Ne kadar çok şeye sahip olursan, onlar da sana sahip olur… Yeniden başlayamazsın bu yüzden! Sünger çekemezsin geçmişe, temiz bir sayfa açamaz, bırakıp gidemezsin… Kaçabilirs..
Sabah çalan saat, gözlerini açtığın ve nerede olduğunu anlamaya çalışırken yaşadığın şaşkınlık, bildik yatak odası, inanması güç ve gerçek olmasını istediğin bir rüyanın orta yerinde silkeleniş…
Ocakçı değişmiş, yüzünde kırmızı yara izleri olan, kır saçlı, çürük dişli bir garson, elinde tuttuğu tepsiden, bardağı masanın üzerine bırakıyor… Çay soğuk! Tadı, hatırladığım gibi ..
“ Demiştim” diyorsun hikâyenin sonunda, sorulduğunda söylemiştim. Günün birinde; pantolonunun paçaları sıvalı, nehrin en derin yerinden karşıya geçmeye çalışan bir adam görüyorsun..
Güneş gözlüklerimin ardına saklanmış sahilde oturuyor, bir taraftan garsonun gelip ne içeceğimi sormasını bekliyorum… Güneşli, soğuk, gri, aydınlık, arapsaçı kıvamında hafta sonuna tesadüf etmiş, g..