Omuzlarım düşük, bedenim yorgun, başım önümde çaresizce yürüyorum. Bizim buralarda herkes böyledir, hiç kimsenin yüzü gülmez, hiç kimse kendi derdinden başını kaldırıp da karşısındaki insanın derdi..
Merhaba Ömrüm, nasılsın? Beni sorma hâlim yaman yine... Çünkü sen yoksun, yalnızlık beni yine mesken almış, sarıp sarmalıyor senin yerine... Merhaba Ömrüm; nefessiz kalıyorum senin olmadığın yerler..
Özlediğini fark edersin. Ellerinin kokusu sinmiştir ellerine, defalarca yıkasan da geçmez. Dinlenmek için oturduğun yerde ansızın bir şarkı çalar, şarkılar bile sözleşmişlerdir yokluğunda seni deli..
Ruhum dağınık, toplamadım. Çarşafını örttüm geçmişin, yıldızlar içimdeki volkanların patlamadan önceki sinyallerini çağrıştırıyor. Parıl parıl parlamaktalar. Gece, güne inat tılsımını ekliyor ay’ın..
Öyle çok sevişmelerim oldu ki acıyla, delişmen, cevapsız çağrılarla dolu bir genç kızın satır aralarından çıkma yansımalarıydı sadece. Ellerini istedim, gökyüzüne uzansınlar diye, oradaki mav..
Ölmek nasıl olurmuş, ben bu sevdada öğrendim. Herkes yepyeni öyküler yazdı, mutlu olmayı seçti, yaşadı. Benim çarptığım, deli bozuk bir düzenin içine kendimi hapsettiğim çaresiz bir aşk vardı. Sonr..
Dalıp gittiğim yerde bir şehir vardı, herkesle karşılaşırdım da bir tek kendimi bulamazdım. Başkaydı dağıttığın pembe karanfillerin gönlümü fethedişi… Hayat çok başkaydı. Aklımı uçurumd..
Bugüne kadar kırdığım bütün insanlardan özür dilerim. Sizi kırmasaydım, özür dilemenin bende bu kadar şahane duracağını öğrenemeyecektim. Sizi kırmasaydım, insan kırarak insan olunamayacağını öğren..
Tavanda asılı duran sen'in, yeryüzündeki ben'den sakladığı bir şeyler var. Tırnaklarımla kazıyorum bedenini, içinden ölü düşlerin hercai çırpınışları çıkıyor. Bedeninle örttüğün senli gecelerin, tu..
Yazmak, nutku tutulan bir oyuncunun gömleğini iliklerkenki telâşının seyircide uyandırdığı ilk izlenimdir. Kalem, mendil satan bir çocuğun, ekmek parası için mendilini şerefiyle satma çabas..