Portatif bir düşsün sen, sezilerimin aldatısında tutmayı unuttuğum bir yeminsin sen ve ıssızlığın tarhında köpüren iç sesim… Korunaklı değil artık dünyam ve yakın korumam sadece şiirler uza..
Bilinmezin yükünde semiren imla hataları var göğün çizelgesinde not tutan meleklerden yana emin olduğumuz bilumum güzellik ve umut gibi. Mevsimi muştulayan bir yanılgı saklı beyit..
Mevsimin göçünde saklı kuş sesleri belli ki yalnızlığın tebaası ve tabusu bir yıkım addedilse de yalnızlık mihrabın tasfiye ettiği düşleri dünde kalan günsüz bir hüzün gibi ardı arkasına edilirken ..
Örtündüğü isi g/izleme ne olursun ve olmadığın kadar kendin ol, sevgili ilham perim. Gecenin katığısın varlığımın da diğer yarısı ve anlatmak istediklerim asla seninle sınırlı değil. ..
‘’Ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin?’’(Oğuz Atay) Teğet geçmem gereken bir cümle arayışındayım madem kendimle dalga geçmenin yansıması olan her özlemle doluyum ve yüreği..
Kendim olmayı yine mi ertelemeliyim iyi de insan mütemadiyen bir ayraç mı koymalı hayat ile başkalarının arasına? Sıkıcı bir güne daha misafir oldum ve uykumu yine almadan kalktım daha doğr..
Düşlerimin kimliği mi teğet geçen yoksa gerçek addedilen yerin göğün derinliği mi ve işte hapsolduğum mahzende kâh uyuduğum kâh uymadığım dünyanın sökükleri. Hazandan arda kalan bir çiy tan..
Düşlerim tahakküm altında hafız bir de gözünden düştüklerim. Sessizliğin bir rütbe olduğunu öğretti bana hayat ve omzumdaki apoletlerim elbet firar edemediğim bir Nazi kampıdır saklı tutuld..
Telkin etmeliyim kendimi pek çok konuda durağan addedilse de varlığım illa ki bana ve hayallerime ket vuran bir şeyler/birileri var. Hayata pamuk ipliği ile bağlı olmaktan öte ve elimde dev..
Düşlerimi terk ettim dün ve gecikmeli bir eda ile açılıverdim devasa bir dağ lalesi gibi. Haykırdığım her şey imha edilmişti çoktan ve ben sadece ihbar etmekle kalmamıştım Tanrı’ya tutkulu bir aşkı..