Süzülüyordu gece… İçimde haziran akşamlarından kalma esintiyle çıktım yola. Sisler sarmış sokak lambalarını, kaldırımlar zar kalınlığında buzla kaplı. Soluğum uzaklaşırken benden sanki bir ..
Ben âşık olunca durdu sandım zaman… Bakıp bakıp saat kulesine kolundaki saatin doğruluğunu ölçtüm. Sanki mavi bakışlırüzgâr sarhoşa yakın bir nağmeyle değip geçmişti yanağımdan sanırım onda..
Olmuyor… Bitince geçer sandım. Geçmişe dair ne varsa bulanık bir tabakanın ardında kalır, gelecek daha bir netleşir sandım. Yanıldım… Belki de yanıldık… Sonbahardı...
Nasıl almıştı beni ayrılık… Uzun zaman evvel ilk defa tatmadığım duygularla yüzüyordum maviliklerde… Martılar dahi konmazken tenime, sen güneşlenmiştin güvertemde… Kâğıttan gemi olabilirdim..
Ne günlerdi ne günler… Yanına yanaşmaya cesaret edemezdim. Köşe başlarında hep gizlice yolunu gözlerdim. Sen yanımdan geçerken tam konuşacak gibi olurdum, suskunluğa boğulurdum. Tam elimi u..
Yalnızlık… O değişmez olgusuyla, o değişmez sessizliğinin ses tonuyla yanaşınca yanıma kalakaldım öylece… Büründüm onun ses tonuna… Bülbül değildim ama tepeden tırnağa dut yemiş gib..
Hani acıma-sız derlerdi ya aşk için… Bugünlerde ne doğru, çok doğru hatta hayatta doğru düzgün duyduğum dos(t)doğru cümle bu oldu. Hoş yine de düşünmeden edemiyor insan niye ayrılık uğrayın..
Yalnızlık; tırnaklarını geçirince tenime o ana kadar ıssız olduğumu sanmıştım. Yanıldım. Alaycıbir acıoturuyormuşmeğer hemen yanı başımda. Şaştım önce yalpaladım. Gözlerime inanamadım. Epeydir yap..
Sana uzaklardan sesleniyordum lakin soluğun yanağımda, aklımda, fikrimdeydi… Dokunamasak da birbirimize… Yıldızlara dalmıştım… Gece biraz maviden, biraz da siyahtan çalmış üzerime d..
Eriyordu zaman Camembert peyniri gibi… Gidişin takılmıştı yelkovanın ayağına akrep tüm gücüyle tutunuyorken zamanın zeminine, uzayıp gidiyordu aşk, bilinmeze… Ne yani gerçekten gidi..