Alfabetik sırayla kovuyordu yaprakları kalbimin gidenlerimi; rüzgar aşina paketlenmiş yanlışıydı tövbesi akıbetini unutan aşk hiddetimin. Fihrist de sıradan cinnetler bakkalında kan döküyordu hiç o..
Edep züccaciyecisidir kalbim; kırılınca yürüdüğüm yolumun kendine dahi çıkmasına müsaade etmeden asfalta buharını sıçratıp adımlarım boyunca solfej hicranlarında kalışlarıma beni müstahak sayan.
Piruz'un ensesine çöktüm. Nefesim, ayrılık kokan ölümcül bir zehir taşıyordu. Öksürdüm piruz'un mütevazı yüzüne doğru; elleriyle yüzünü kapatırken, bedeninin titrek ahvali havalimanına doğru kaçış ..
Aşırı ev hanımlığı giydim üzerime; yorgun ama zahmetsiz hayatımın taş duvarlarına yaş pasta fırlattım. Böylece yaşımın yaş alınan kısmını da bir duvarın boşluklarından taşan köhneliğime imzalattım...
Betimleme iştahında kabarıyordu kalbim; seni aruz ölçüsüyle mi serbest ölçüyle mi sevsem, bilemiyordum. Kaşının keman çalan güzelliğinde birini görünce diğerini unutmadan söyleyen kalbim, adının şi..
Kalbimi en son birinin yosun tutan kalbine tuz serperek servis etsin bana diye dilenirken biber nefretine denk gelmiştim. Onu, kahretsin uçurumundan kalbimden vurduğu beni itmeye çalışırken bende b..
Burnuma yanık bir şarkı kokusu geldi, bağrımın yüksek voltajlı çığlık siteminden koşuyormuş. Boşuna hırpalamasın kendini; hissedemiyorum. Gözyaşı döken ney, beylik tabancasıyla vurmuş kendini; bana..
Kavrulmuş aşk öte berisi kirpiklerime dokunan kızıl güneşin sipariş budalalığından fırlayıp bana sarılan bir yığın insan müsveddeli kader fetişi oldu. Dip boyalarını akıtan kadınların kalplerinin y..
Kime baktığımı kimi ruhumla ihya ettiğimi düşünmüyorum artık. Kimi, birinin göğüs kafesinde hapsolmuş bir kuşken ben İstanbul sıçratan yalnızlıkları da eşelemiyorum artık. Şarkılar üç ..
Sana yıkılışım bir ülkenin, bir şehrin, bir umudun, bir yalnızlığın; tüm insanlığın yıkılışı gibi. Toparlanmak ekseninde tek kendi etrafımda dönüyorum ama terk etmiyorum kendimi; bir gün sana lazım..