Bekliyorlar sevgilim; ben de bekliyordum. Kaleme aldığım çok yalnızlık var ama sen en özel yalnızlığısın bu kalemin. Seni, sensiz yazmayı bekliyordum. Kaç gün oldu, kaç saat, kaç hayaletsiz zaman g..
Hayata döner dönmez yine seni yazıyorum sevgilim. Beyaz yaşamın siyah zalimisin sen, unutulur musun? Acı çekiyorum. Bu kez kalbimle birlikte bedenimin her köşesinde uslanmaz acılar var. Buna da şük..
Unutulmak koyuyorken insana bir de neden unutulduğunu anlayamadığında daha çok oturuyor bu duygu kalbine. Bakıyorsun, perdeleri değişmiş her yanını çiçek saran ve yosunları unutturan bir hayatı olm..
Bir kusuru vardı, kendini doğuruyordu her defasında. Ana rahmine düşen her bir günün sancısında sonbahar kış kreasyonu gibi değişiyordu ölümleri. Eteklerinde mucizevi parkeler asılıydı, gidişin..
Unuttuğum sen ile hatırladığım biz hakkında konuşmak istiyorum. Gözlerini hatırlamadığım, sesini unuttuğum ve adının kıyısında kalbimi park etmekten caydığım sen'in bir başkasında yaşam olması şere..
İnsan, cehennemin fragmanını yaşadığını hissedermiş meğer. Hayat, cehennem ile cennet arasındaki döngünün ve o dengenin obsesif kılık değiştirişiymiş çoğu zaman. Acı biber gibi, tuz ruhunu..
Ah be hayalet... Seni yazmaktan vazgeçeli ne kadar zaman olduğunu saymıyorum bile. Gölgeni beşinci kattan attım bu gece, hayal ettiğim mutluluğumuzun camını sildim; buğulu bakıyordum yaşama hep..
Düşünü kaybettiği dişten az önemseyen ben, çocukluğumun saçını çekmeye korkar oluyorum artık. Çünkü çocukluğumun saçını çekip çocukluğum dönüp bana baktığında beni tanımıyor. Kendine yabancılaşmanı..
Kendi ütopyamın şiddetli geçimsizliğindeyim. Bu bahaneler, kendini bilmezler, kendini tanımazdan önce başkasına çemkirişler ve öfkeler bir kış masalı. Karlar ülkesi kraliçesi Elsa öldüğünde hep..
Yazmak ciğerime vuruyor yine bu gece; bir kedinin ciğere muhtaçlığı gibi muhtacım yazabileceğim yirmi dokuz harfe. Çünkü kalbimin ayarsızlığı gecemin paragrafına hecelenen en derin öksüzlük olu..