-Nasılsın? -İyi sayılmam. Geceleri rahat uyuyamıyorum. Birkaç gecedir aynı rüyayı görüyorum. Yüksek bir yerdeyim, aşağısı derin bir uçurum. Aniden bir fırtına çıkıyor, beni uçuruma doğru iteli..
-N’oldu evlat? Nefes nefese kalmışsın, yüzün de bembeyaz. Bir şeyden mi korktun? Otur, dinlen istersen. Daha sonra da anlatabilirsin. -Bana evlat ya da dostum diye hitap etme. Gıcık kapıyorum b..
-Merhaba. -Merhaba hoş geldin. Geçen zaman seni oldukça değiştirmiş. Zayıflamışsın, gençleşmişsin. Bir ara kestirmiştin, ama şimdi tekrar sakal bıraktığını görüyorum.-Evet, çünkü artık bira..
Ayla, orta gelirli bir devlet memurunun kızıydı. Kendini bildi bileli ailesi ancak kıt kanaat boğazlarını doyurabiliyorlardı. Ayla çocukluğunda istediklerine kavuşamamış, bir sürü olumsuzluğun etkis..
Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin üçüncü katından aşağıdaki yemekhaneye gitmek için pelerinimi omuzlarıma attım, merdivenleri yavaş yavaş inmeye başladım. Diğer hastalar da yemek zilini duymuş olacakl..
-Merhaba. -Merhaba hoş geldin. Neden suratın bozuk ? -Az önce bu pis yerin tavanından yine enseme buz gibi sular damladı. İrkildim. Belki de suratımdaki bozukluğun nedeni budur. -Bu gün..
-Kambur merhaba, kambur neredesin? Çık ortaya. Benimle oyun oynama! Zaten kafam bozuk. Bir an önce gelmezsen öfkemi senden çıkartırım. Kambuuur!-Geldim işte; bağırmayı kes artık.-Beni..
Ne zaman bir gül görsem, geçmişteki o güzel ânı hatırlarım. Mutluluk, aşk, sevgi ve hayat anlayışımın değiştiği, genç kızlık günlerimin unutulmaz hatırasını… Bir yaşamdan başka bir yaşama, madde ..
Mevsim sonbahardı. Yeşeren yaprakların sararıp tek tek düşme zamanı olarak tanıtılmıştı tâ küçüklüğümüzden beri bu mevsim. Oysa düşen yapraklardan çok omuzlara binen yükle anılmalıydı. Yakan güne..
-Merhaba Kambur. -Merhaba. Nasılsın? -İyi olmaya çalışıyorum. O’nu kaybedeli altı ayı aşkın bir süre oldu. Geçen zaman acımı azaltmadı, aksine artırdı. Her yerde O’nu görür oldum. Alçak ölüm, O..