Karaçamlar Karadeniz’in hırçınlığıyla tanışıklıydı. Yaşlı gövdelerine inat dökmeyen iğne yapraklı dalları yine yeşildi. Hiçbir mevsim onları solduramıyordu. Dal uçlarında üzüm salkımı gibi Karadeni..
Çocuk babasının suskunluğu üstüne gitmedi. Çok uzağında olmayan gülü gördü. Eğri, ince sapının tepesinde duran gülün kırmızısına uzandı. Küçük yapraklarının altında gizlenen dikenlerinden habersizd..
Gecenin ayazında sinen kır çiçekleri güneşle birlikte doğrulmuşlardı. Baba, korkularını duyar gibi oldu; rüzgardan kaçan, toprak kaymasına karşı koyamayan kökleriyle gördü çiçekleri. Yanında duran ..
Anne evliliğinin ilk yıllarını anımsadı. Gözyaşından uzak o yıllar geçmişte kalmıştı. Hanımlığının, nazının geçtiği, kocasının gönlünce davrandığı geçmişi gününe taşıyamamıştı. Giderek yıpranan bed..
KIYI BOYUNCA Artık yürüyüş başlamıştı. Yürürken derin solumalar, havanın ciğerleri dolduran oksijeni tüm sporcuları mutlu kılıyordu. Son yıllarda toplumda gelişen bu spor etkinlikleri sağlı..
Kumsala yakın geçen kayıktan geliyordu müzik. İlk kez duyuyordu bu müziği? Çok sesli müzikti;ama Batı kökenli değildi. Coşku, kumsalı, kayığı sarmıştı. Kayıktakilerin yükselen sesleri etkisini artı..
Bu sızlanış, arayış sürüp durdu.Duyduğu yalnızlıktı bu koca kentte. “Gir” sesini alınca doğruldu yatağından, gördüğü düşü unutmamıştı. Bir bir canlandı konup göçenler usunda. Ağlamaklı sesl..
Bunca yıl geçmişti hay huyla. Hesaplar tutmadı hiç. Günü güne, haftayı haftaya, ayı aya, yılı yıla ekledi durdu. Sonuç, ucu ucuna gelmeyen bir hesap. Yaşam düşü sürerken başucunda duran y..
Uçuşan bu aydınlık kimi çağırıyordu. Günler güzelliklere mi çağrılıydı? Beklentiler bir gün gerçekleşir umudu doğmuştu geniş kapının ardından. Yollar, alanlar tutulmuştu kalabalıklarca. K..
Bu kalabalığı arkasından götüren omuzlarda giderken de dur diyebilse! O’nu uğurlayan eller O’nu duyabilse, yanlışlarından dönebilir miydi? Aymazlıkları biter miydi? Yaşamını, savlarını kanı..