Sibel, sözünü tuttu. Üç gün sonraya randevu verdi. Aynı çay bahçesinde buluşacaktık. Saat 18.00’de. Yarım saat önceden gittim. Gene güvercinlerle biraz oyalandım. Denizi seyrettim. Manzara di..
Telefonda Sibel vardı. -Yarın saat 20.00’de buluşalım. Sizin için uygun mu? Diye soruyordu. “Evet, uygun.” Cevabını alınca da Çamlıca’da bir lokanta adresi verdi ve hemen..
Bu görüşmeden bir hafta sonra bir mektup aldım. Mektubun üzerinde gönderenin adresi yazmıyordu. Pulun üzerindeki damgadan Bakırköy’den postaya verildiğini anladım. Zarfı açtım, Sibel’den geliyordu..
Sibel’den gelen ilk mektubun üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçtikten sonra ikincisi de geldi. Mektubu okuduktan sonra anladım ki, Sibel’le olan bu ilişkim, adeta bıçak sırtında gidiyo..
Birkaç günlük tatil için Güzelyurt ile Aksaray arasında yer alan mütevazi bir otele geldim. Otelin oldukça geniş bir bahçesi vardı. Burada kuş seslerini dinleyerek, nehir kenarında bir masaya otur..
-Sibel hanım, merhaba. Dedi. -Merhaba doktor bey. Beni yakaladınız. Galiba bu gördüklerinizden sonra beni, ömrümün sonuna kadar burada tutarsınız. -Düşündüğünüzün tam aksi kanaatteyim. ..
Çalar saate düşmanca baktı Etem, istemeye istemeye yataktan kalktı. Öfkeyle lavaboda kan kırmızı gözlerini yıkadı. Hiç uyumamış gibiydi; o nedenle kendisini dinlenmiş hissetmiyordu. Başında ..
Sibel aradığında bayram nedeniyle İstanbul dışındaydım. O gün buluşmamızı istiyordu. Mümkün olamayacağını, bayramın üçüncü günü döneceğimi söylediğimde: -Uygunsuz bir zamanda aradığımın farkı..
Son görüşmemiz değilmiş. Çünkü Pazar günü, Sibel beni aradı. Öğleden sonra müsaitsem hastaneye gelebileceğimi söyledi; ayrıca önceki konuşmamızla ilgili yazdıklarımın çıktısını alıp ona götürmemi ..
-Galiba istemeyerek rahatsızlık vermiş oldum. Çünkü buradakilerin bana bakışları hiç de dostça değildi! Dilerseniz çok kısa özetleyerek bu sohbetimizi bitirin. Dedim. -Rahatsızlık diye..