Gece birden uyanmıştı. Yatağın sıcaklığını hissedebiliyor ve ondan ayrılmanın gerekliliğini biliyordu. Sağ ayağını yattığı divandan aşağı indirdi. Sonra diğerini. Şimdi üzerindeki ısı düşmüş, zihni..
Arsuz o gün serin sabaha uyanıyordu. Kimi insanlar gözünü evin damında açtı. Kimi odasının içinde. Oda içinde geceyi geçirenleirn penceresi açık. Kimi odalaradan esemat kokusu geliyor. Sivrisinekle..
Kızın güzelliği onu o kadar çarpmıştı ki otobüse yolda kaybolana kadar baktı. Ömründe hiç böyle güzelini görmemişti. Sanki kız o an onun ruhunu alıp beraberinde götürmüştü. Biraz yazık..
Polat uykusundan yeni uyanmıştı. Annesine seslendi. “Anne kahvaltımı çabuk hazırla. Okula gitmeden önce ders çalışacağım.” Anne “Oğlum kahvaltına patates kızartıyorum.” Po..
Geceye doğru yıldızlar daha da parlamıştı. Kim demişti gece karanlıkta hiçbir şey görülmez. İnsan kendini saran şeyleri düşünürse her yer aydınlık olurdu. Ama insanın yapacağı bir şey olsun. Heyeca..
Hava soğuktu. Meteoroloji karın yağacağını söylüyordu. Artık hayat birkaç gün beyaz olacaktı. Sadık güneş olmasına rağmen üşümüştü. Yerinden kalktı. Sandalyesini eline aldı. İçeriye geçti.
Arif’in söylediği her şeyin sonu mantığa ulaşıyordu. Bilgiliydi. Bilgisi çok kitap okumaktan geliyordu. Üzerinde en çok durduğu konu israftı. İsraf etmeyi sevmezdi. Diğer taraftan Arif’ten bıkmıştı..
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bahçenin birinde bir tırtıl yaşıyormuş. O tırtılın karnı çok acıkmış. Tırtıl bir elma ağacının altında elmalara ağzının suyu akarak bak..
Kahvesini bol şekerli yapmıştı. Ağzına alınca fark etti. "Şerbet olmuş bu." Diye söylendi. Yanındaki kızı "Baba istersen kahveni yeniden yapayım." "Dursun kızım kahveyi döke..
Sabah henüz yeni oluyordu. Güneş kızıllığını muazzam bir şekilde veriyordu. Gök yüzünün berraklığı ışığı her yerine kabul ediyordu. Tepe kızıllığın rengindeydi. Radyolar öğlen güneşin kavuruc..