Uzun zamandır işsizdi. Hangi kapıya el uzatsa boşa çıkıyordu. Evde bulunmak, ev halkıyla göz göze gelmek istemiyordu... Erkenden kalkıyor, açlıktan guruldayan midesiyle zor atıyordu kendini dışarıy..
Kırışık alnında ve çiçek yanığı yüzünde biriken boncuk boncuk terleri sildi, eteğinin ucuyla. Nefes nefese kalmıştı, nefes almakta zorlanıyordu. Asırlardır yorgundu. Yorgunluk içine kıvranıp yatmış..
Bir gece yarısı ansızın çalıverdiler kapısını acımasızca. Uykularından ettiler. Gözlerine korku saldılar çocukların... Hava yağmurlu, soğuk ve ıslaktı. Kapıyı açıp izinsiz daldılar odalara. Ev halk..
Sarı Mercedes toprak yollarda, sarsıla sarsıla ilerliyor, bir yaprak gibi sallanıyor, çukurlara dalıp çıkıyor, yoluna devam ediyordu yine de... .Sürücüsü halinden memnun görünüyordu, altındaki paha..
Sabah erkenden kalktı, yatağını toplamadan, doğruca mutfağa geçti. Kendisine sallama çay yapıp içti. Hoşuna gitmedi çay; tadı tuzu yoktu çayın. PC’yi açtı, internete girdi, sayfaları dolaştı, içind..
Küçücük bir çocuktu daha O. Simsiyah, ışıl ışıl parıldayan bir çift göz özlemle sahibini arıyordu. Aradan üç yıl geçmişti, babasından ayrı kalalı. Ellerinden tutmayalı, birlikte uçurtma uçurtmayalı..
Orada, mahkeme koridorlarında bekleşmek zordur; bıkkınlık verir insana…Yaşlı adam ilk kez böylesi bir yerde bulunuyordu; ağrına gidiyordu… Epey bir uğraştan sonra, aradığı yeri anca bulabilmişti. İ..
Horozların ötüşü yeni bir günü muştalıyordu. Tan yeri yavaş yavaş ağarmaya başlıyordu. İnsanlarda sabahın verdiği bir çeviklik, bir hareketlilik çarpıyordu göze ilk bakışta. Tırpanını, çapası..
Köy yeri bir anda mahşeri kalabalığa dönüştü. Böylesi bir kalabalık, ancak ağaların düğününde olabilirdi. Herkes meraklı gözlerle Mehmet efeyi izliyordu. Mehmet efeye acıyanlar, onun böylesi bir iş..
Çocuklar mutlu oldu, aldıkları bu haber karşısında. Sevindiler. Eve vardıklarında ilk işleri el ve yüzlerini bir güzel yıkamak oldu. Üstlerindeki elbiselerden kurtulduktan sonra, akşam yemeklerini ..