Etraf ana baba günüydü, herkes bir yana kaçıyor, kimse kimseyi görmüyordu. Küçük kız hıçkırıklarla ağlayıp annesini arıyordu. Kimin kime çıktığı, hangi yol ayrımında birbirine denk düştüğü belli de..
Ben ve o... İkimiz işte yine göz gözeyiz. Önce uzun uzun birbirimize bakıyoruz, sonra dayanamayıp koşar adımlarla gelip içten sarılıyor. Damarlarımda hissediyorum o an onu, uzun zamandır hasrettim...
'Hayır Kenan, hayır! Bırak beni, istemiyorum' 'Nazlı, yapma böyle. Basit bir yüzük işte, yenisini alırız, bu da sorun mu yani?' Kenan bu kadar kolaymış gibi söyleyince, iyice zıvanadan ..
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor. Alabildiğine yürüyorum, başımı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum, yağmur damlalarından biri, yüzüme damlıyor. Gülümsüyorum. Yanımdan birbirlerinin elini hiç bırak..
Onu görüyorum, bana gülümsüyor, el sallıyor, beni yanına çağırıyor. Yatağımdan kalkıp, terliğimi giymeden, çıplak ayakla yanına koşuyorum. Sessiz olmamı söylüyor, bizi duyabileceklerini, duyarlarsa..
’Koş koş koş! Zeynep!’ ’Yakalayamaz ki, yakalayamaz ki!’ ’Yakalarım, dur kaçma!’ Zeynep, kırmızı mini eteği, beyaz çorabı, kırmızı pabuçlu ayakkabısı, iki yandan örülmüş saçları..
Perdeyi sonuna kadar açtım, güneş sonuna kadar odamı aydınlattı, aynadan baktım, saçlarım bir hâyli uzamıştı. Ne kadar zamandır bu hâlde olduğumu unutmuştum. Haftalardır evden çıkmıyordum, yüzümü y..
“Şunları görüyor musun? Nasıl da kahkahalarla gülüp, yemek yiyorlar.” “Evet… Hepsi böyle. Yalnız, içlerinde mutsuz olanlar da var.” “Keşke onlar gibi olsaydık biz de. O vakit istedi..
Yıllardır evden dışarı adımını atmamıştı. Kimseyle görüşmüyor, herkesten uzaklaşıyor, adeta kendisine lanet okuyordu. Annesi, kasvetli, duvarlarının bile siyaha boyandığı odaya girip, kızını o hâld..
Her zamanki yerinde, tren raylarına yakın duruyor, batmakta olan güneşi seyrediyor. Gözlerinde çözemediğim derin bir anlam var, dokunsam ağlayacak gibi, bembeyaz saçları adeta sakalına karışmış, üs..