kavuşmayan sevgili uzattığın kolların devrik taşların çocukluğumun cambazlığı gençliğimin yasak diyarı... sessizliğinde nice isyanlar birikir ki o isyanlarda içindeki..
bir gün aniden gideceğim... komşuda davul zurna çalıyorken veya ben,deniz kenarında çakıl topluyorken en çok da böyle olsun isterim; doyasıya yüzmüşüm,güneşi tenimde hisset..
sana gelenler oldu dünlerde ölüsüne rahmet dirisine sevgiyi dokundurdular özlem giderdiler anılarının yaşadığı yerlerde özlediklerini aradılar kaybettikleri izlerde<..
kadın hakkını yiyen bilsin ki haramı yer kadını saymayanın sırtında durur semer kadını ezmek kolay sanma sadece ağlar gücünü sınayanlar yarın karalar bağlar ..
saçların beyazlığında yakaladık özgürlüğü sonuçların cesaretinde yakaladık böyle mi olmalıydı? çizemediğimiz resimlerde mi kalmalıydı, renklerimiz. konuşamayan sözle..
sabahlarımda kızarmış ekmeğin gecelerimde teninin kokusu yok yorgun başlıyor güne telaşelerim neşelerim.. ekmek arasıyla doyuyor insan.. bu..
bir kadınım.. çocukluğunu masallarda yaşayan siyah önlüklü yılların taşlı yollarında kar boranla tanışan bir kadınım aşkları yasak rüzgarıyla savrulmuş uçuşan özgür..
bir kıvılcım olacak ölümün belki de onun için öldün unutulmayacakların bahçesinde bundan böyle gonca gülsün... Öldüğünü öğrendiğim ilk anda döküldü yüreğimden... Bu canlar..
Bu akşam efkârlandım yine Hüznün nevalesini yüklendim Düşüncelerimi önüme serdim Ağladım. Uzaklar ‘’gel’’diyordu ''Gel hadi neyi bekliyorsun! ’’ Bir şarkı tuttur..
Gittin.. gelmeden hiç bir iz yok açıp kapadığın kapılardan elime dokunan ayağımdaki çorapta cebimdeki mendilde bile hatıran yok bana sarılan gittin.. gelmed..