bir nehir olup akmak istemiştim kuraklığına küçücük bir suydun gelen çekmiş, tüketmişti kaynağını dingin bahçenden çıkarıp hayatın, sıcak kucağından almışlardı seni öy..
fikirdi, zikirdi senden gelen bakışın büyü/ydü/dü üstümde zaptettin bütün kalelerimi doğru ya da yanlış sorgulamadan kurşuna dizerken diğerlerini şans üstüne şans verirdim sözün..
azalmıyor karanlıklar elimden gelen bu deme! karanlık dediğin, birazcık ateşe bakar ki /gözünde küçülttüğünü büyütmekle yanmaya başlar bilmelisin büyüttüğün de aslında küçüktür! görm..
kırk yerinde kırk mum yanan dünya serçe kadar ürkek görünenin altında duran şahin yüzün yavaş yavaş siyaha boyanmaktasın gece çınlamalarında gökyüzün ..
O / kayıp giderken ellerinden umarsızca yaşamda kendini hatırlamıyorsun sen karanlığa teslim adımların zehirli kanıyla sürüklerken bedenini tatmadığın acıyı tadıyors..
tam tam seslerini vuruyor zaman anmıyorum adını söylemiyor dilim eskisi gibi, yangınlar çıkartıp kendi ellerimle atmıyorum yüreğimi içine ..
hangi zamandı unuttu gözleri, mavi yanan gökyüzü yüzü, yeşil vadiye dönüktü bilmese de, hiç umursamazdı kapının ardında bekleyenini yokuşları korku..
zamanın şahin bakışlarında içimde savrulurken yaşam iki sonbaharın hükmünde ağılı bir duman sarmakta ortalığı gün be gün ekimdi geldiğin, gitmedi..
çenemi yarıp, canımı yakmıştı çok orda, o yerde çocukluğumun bahçesindeki incir ağacının dalı bir de yol biri yüzümde, biri ruhumda izlerin ..
sen aşk şiirleri yazamazdın Hasan Hüseyin şiir önde gitmeliydi, şiir zaten aşktı ya kül rengi zaman aynısını gösterdi bize kocaman yürekleriyle dalgakıranlar var demek ister..