Kaybolmuş ruhunla Teli, perdesini şaşırmış Dizgesinden çıkmış Ellerin Yaşamın ayinine durmuş Bulutları ağlatmayı Yangınları soğutmayı mı İstersin? Ah!....
Kalıpsız Uzaktan bakmak Yedi rengin kuşağına ............................... Deniz ateşten ip üzre Dip dalga ................................ Su dövülür, dövüldükçe..
Ağır vuruldu çekiçler Yüreklere çivilendi adlar Vuruşlar mavi, Göze sıçrayan aldı. Sargılar az kaldı, Kanamalar durmadı. Delik deşik Sökülen çivi izleri Unutu..
Küllenmeyen aşkının milâdıyım. Düşlerim düşlerine Düşün düşüme aksın Bırak korumla Göğsünün nârında yanayım ... Engelsiz aşkının duru akışında Bir su damlasıyım ..
Kitap kapağını, Açınca ne ak, ne saman Griye dönmüş Solmuş, yapraklar... Çığlık çığlığa Günün büyülü dansında Eşliğime davetkâr martılar... Gemilerin fırtınaya..
Örtülerinden dinletir dağlarım Aşk’a çaldı düğünün, bahardın Ak örtülerde saklandı umutlar, kıştın Düşlerine, güneşe vuruk balıklar takılıp Dalgalarda oynatırdı yakamozları ..
http://www.youtube.com/watch?v=OGr2g0H0GNw&NR=1 Tınıyla akan berrak su gözde ışınır Kararlı İçinin okyanusu sessiz uykuya dalar Koparsın Kollarına sığmış evreni ..
Gönül bağımda Kaç dağı düzlerim artık? Yorgun emeklerim, Hak’ka durur şimdi! İsyanlar, Elvan kokulu kefemde; Ayaza dururken Yanar, taşar kuyularım...
Aynı dalda değildik hiçbirimiz Özümüz güneşimiz aynıydı da Kıyılarımıza, iklimlerimize Adlarımız vardı Özümlemelerimiz yönümüzde Renklendi, Kıtlık bolluk-tutsak özgür..
Dalgalıydı derya Eteğinden su taşlarını çekip Gagalarıyla havalandıran Martılar çığlıklarıyla hareleniyordu Martılar, Umutlarımız gibi Gelinlik kızlar gibi Bembeya..