Gel de anlat bu hayatı ‘‘O...pusu olmadan’’ Yalan yanlış olsa da anlatılmaz ki Severek yaşamadan… Vazgeç Faruk vazgeç telli duvaklı hayallerden ..
Buğulu camlara yazdım adını Yağan kar boran gününde Söylendim durdum sevdayı Dinlenen kırık camların uğultulu seslerinde… Yar bilmez misin sen Cehennemin başka adıdı..
Öfkem... Ey zaman okumak isterdim Senin derin çatlaklıklarla hayatımıza yazdıklarını Dinlemek ve anlamak isterdim O sonsuz tınıyla hiç bitmeyen hüzünlü çalışını Ki a..
Ah teninde yansam senin Madem tenimdin benim Bir yansak Ama pür yansak Teninde tenim Tenimde senin tenin… Bürünsün kızıla tenin Sonrada bulaş..
Artık zamanın birinde dönüp tekrar bakmasını bekleyeceğim Küskünleri oynadığımız bu hayatın O zaman bir değil bin defa tekrarlayacağım Zamanın sonsuz acımasızlığıyla ..
Şahittir düşlerim Kor-kor içimin yandığına Sönmez bu ateş ey ruhum Gittiğinle tekrar alevlenir Biliyorum… Velâkin Bu defa da yanan ben olu cam yine Senin..
O an aksın özlemlerimiz Yıllanmış şarapsı duygularımızın üstüne… Onları yaşayalım yeter bize Bırakalım onları yutan koca-koca zamanları… Çünkü ..
Yokluğunla sınama Madem ceza vermek değilimse tavrın Varlığına doyur beni Ki gidersin ona olan açlığımı ruhum… O dolsun hayat duvarımdaki mutluluk Tuvalı..
Taptım da ne oldu Kör-kör gittim Bunamışçasına Bu engamenli yollarda… Sendin gören Ben görmezken Duyanda sendin Ben duymazken…
Ne ondan olmalıyız Ne de ötekinden Sadece yaşamalıyız geç olmadan her şeyi Hem de hunharca... Bırak kalsın şarapta, Kuran’da, Olacaksa eğer o yerde Lazım..