Sözcüklere esir, mısralara tutsak yaşamak, Tenini ürperten rüzgara yüreğini kapatmak, OLMAZ! Al götür beni uzaklara Dağlara savur, denizlere at İstersen bugün öldür A..
Beynimin kıvrımlarında dolaşan sensin. Sen benim ilk dostum, son dostum, belki de teksin. Nereden sızdın ruhuma ve bilmem kimsin? Sen benim ilk dostum, son dostum, aslında TEKSİN.
Aşkın şiirini ben kendim yazdım, Aşkın içine kendimi attım. Aşkla yoğurdum kendi kendimi Aşk pişirsin diye ateşe attım...
Şair sensin lakin şiir senin değil Şiiri söyleyen dil senin değil Boşa kanat takıp gezme dünyada Tende taşıdığın can senin değil...
Kulun yanıyor ama ateşten değil Dilinde bir hece yürekten değil Onun dilediği cennet mekanı Böyle bulacağı yazık SEN değil...
Aynadaki suret, sendeki asıl. Yıllardır söylenen hep bu fasıl. Bir adım daha at geç öteye Aynanın ardında, bendeki asıl...
Gerçek sahnede oynanan bir oyun. Önünde bir perde. Perdeyi açarsın. Oyun sahnede. Sahnede bir başka perde. O perde açılır, geride oyun. Oyun içinde yine bir perde. ...
Gözün aynada gördüğü ne ki! Belki siyah, belki yeşil, belki mavi... Görmedi benim sende gördüğümü Ne en yakınındaki ne uzağındaki Dalmadı hiç ummanlara Hiç yanmadı, Hi..
Dualarla bulduğum dizeler. İnci gibi önüme dizildiler. Bir ipe serip boynuma taktım. "Benim" deyince, incinip döküldüler...
Ölüler dirilmez mi! Geriye dönülmez mi! "Kapı açıktır" desem, Dost evine dönmez mi?..