o kadar uzağız ki... ne kısa çizgi birleştirir ne de eğik çizgi, senle beni tükettik virgülleri acımadan, nokta koymanın zamanı şimdi. ..
dur! basma oraya az önce kırıldı yüreğim, batmasın ‘sev’ ler ayağına ..
bağlayıp gözlerini bir küfür ağırlığına bırakıp gittin, “Kaplumbağa Terbiyecisi’ne” mum alevlerini. baktıkça bakıyor, bakıyor… yanıyordum… yangın büyüyor, ben..
I. eşdeğerdi kısacık bir çizgiyle upuzun bir ömür II. durmadan anlatıyordu yaşanan yılları, kısa çizgi III. ..
az kaldı geliyorum kurtulup bu şehrin loş ışıklarından, mini etekli, sarışın sokaklarından koşa koşa size, geliyorum sanmayın ki, ezecekler beni sanmayın ki..
sanma ki gelip dayanmayacak kapına ihtiyarlık, bak virgüle, böyle miydi gençliğinde... ..
gün gelir de dokunamazsam tenine iğrenirim kendimden ya! senden sonra ölürsem 2010 ..
aynada dudak… yüreğimde el izin, bırak, kalsın alma giderken ne olur, tenime güz yaprakları gibi dökülen saçlarını, parmak uçlarıma bıraktığın, o nemli sevd..
kaç memleket sakladım yüreğimde kaç sevdalara yataklık ettim bilemezsin sen, avuçlarımdan akan ırmakların nereye, hangi denize döküldüğünü bilemezsin... ..
ne kalmak iş ne gitmek kalsan, gideni beklersin gitsen, gelmesini. ..