sustuğum kadar varım konuştuğum kadar yok aldığım kadar azım verdiğim kadar çok vesaire vesaire... ..
bir kanat sesi bitik bir nefes son yolcusunu da uğurlamış bir istasyon gri bulutların ardından dökülen yağmur toprak kokusu beyaz bir örtü uzaklaşan ayak sesleri ..
ben seni biliyorum sen beni biz birbirimizi ve bizim bildiğimizi bilmiyor kimse elin elime değmiş kokun sinmiş ben biliyorum sen biliyorsun ve onlar ..
çok büyütmüşüm seni gözümde bir içindeki çocuğu büyütememişim ne acı severim çocukları çocuklaşmayı ama sendeki çocuğun yordu beni ..
sen benim ara sıra mutluluğumsun sürekli mutsuzluklarımın arasında başlamadan bitirdiğim istediğimde yitirdiğimsin bir simit tezgahında alelacele bir telefo..
Seni düşünüyorum yoğunum şu ara sesini duymak istiyorum ama öyle her aklıma geldiğinde arayamam ki biliyorum öyle ansızın birgün çıkıp gelesim var hadi gel k..
Yaşadın mı geçekten aşkı sevdin mi tutuşup alev alev sonra söndün mü sabah olunca tekrar yandın mı söyle gerçekten yaşadın mı aşkı yoksa öylesine bir..
Sevişmek sözcüğü ne ayıp değil mi ? oysa sevmekten gelir ve üretkendir... ne rahat söyleriz savaşı savaşmayı ve o yok edendir.... ..
özledim ağlamayı özledim ama öyle çiselemek değil sağnak olup yağmak istiyorum salya sümük karışıp hıçkırmak ağlamak istiyorum ..
gönderdim saygıyı gitti gelmeyecek geriye belli yalnız da değil üstelik sevgi de onunla hoşgörü de kalabalık gitti mutluluk desen oy..