/ kibre düşen nefis dünyaya meydan okuyamaz saltanatıyla üstümüze giydirilen deri, tapuludur toprağa soyunup çıkaracağız Tanrı istediğinde ve yaşamı kılan ruh/ içimizde ..
/Bi dünya kir/ le boyanan bedenleri nereye sığdıracak dünya/ Baharı görmeden güze geçen korkularla büyüyen çocuklar kanla yazılan üçüncü sayfada yaşamayı öğrenmed..
battı kanattı tırnakları yüreğine sığmayan, sessiz, sinsi, kurnaz gözlere aldırmadın yine de saf saf/ lığı öğretirim sandın hayata tutunamayan ellerinde irem bağının bulaş..
Arkanda bıraktığın ezip geçti sevgileri Yeşil verdim çöl buldum bilmedi hiç kıymetini Yalınayak geçtim hergün cehennem ateşini Yar oldum yaren oldum gittim durdum ölümlere<..
inadına rengârenk sanki inadına aydınlık dünya ölüm mü aldırmayan / insan mı? vur patlasın, çal oynasın yaşam/da giren girdiğinle kalırmış kara toprağa… kalana/ yalnız kalana nasip/ k..
her köşede üç kâğıtçı /lar bu günden yarınları tutmuşlar oku oku onca yılı mürekkep yala durmadan durmadan dirsek çürüt verdikleri tek kâğıt onlardan iki eksik bir işe ..
/dağın fermanında çocukluğunu bilmeden büyüdüler tam kanat çırpacakken hayata kırıldı kanatları toprağa düştüler/ “kızgın damarlarından akan kan, bulaştı yüzüme kan ..
bir kâğıt al, bir de kalem bugün niyetine, çiz dünün hayâlini apak bir tarih vakit küçük, bahçeli bir ev, iki kat gıcırdayan merdivenlerinde durmayan şakıyan ayak ..
ölümün soğuk yüzünü unutmuş insanoğlu farklı sesler çıkarıyor ağız ağza duran diller hoyrat sevinçlerle nârâlar atılıyor tuvalde çizilmek istenen yeni bir sonbahar bahara ha..
KİMSEYE YOK BORCUMUZ keskin bıçak bir poyrazın ağzında yalçın dağlar kadar dik duruşunuzu unutmadık fırtınanın gözünü yoran mavi gözlerinizdeki tılsımlı umut hâlâ me..