ölü kedinin gözlerinde eriyor zaman masa yüzeyinde kıpırtısız kısa anlar mekanı boğan bir suçlulukla çoğalmakta duvarların ablukası yani dilsiz kaldı tablolar erişemedi beyne ..
Ömrümün tedirgin kardeşi umut esir zamanın kıymık kıymık acısını unut biriktirdiğin öfke kustuğun kin sıkıştırıldığın tel örgüler güneşimi ısırdınız komutanım ..
Artık rıhtım akşamları yok geceye tükettiğimiz şarap şişeleri de boş adımlarımızın yılgın voltasında tekil yüzler de taşımıyoruz mutluluk resimlerini yırtın tek tek ninnile..
İstanbul'la sıkı bir pazarlık yaşam konusu Sultanahmet'te ucuza kapattım güneşi Eminönü'nde tomurcuk hesabı sattım denize gecesini donandım aksarayın Beyoğlu'nu çırılçıplak ..
Sona erdi haykırışın kuryeliği asılı kaldı sesim karşı duvara yüzümü tanıyacak tuzla buz aynalar ve dört köşesi kör saatlerin gözlerime kıskıvrak sadizmi karanlık ..
Güneş ölmeyecek değil mi anne mor sakal birikmeyecek yüzümde düşüme çivit mavisi ağıtlar konmasın diye kırmızı balonlar astım kirpiklerime (eylül '92) Davran ..
bir gün herkesin ip atladığı bir sofrada beklerken beklerken orucum bozuldu tahrip gücü yüksek bir elma yedim aman ne güzeldi tadı azcık ben akıllıydım biraz meyve kırmızı
hangi güneş aydınlatır kuytularına sis çökmüş bir ruhu bilmek ne çare anlamak ne çare tutku tutunamadığımız bir dünyanın düşü mü yoksa bile bile ölümlere adanmak mı? ..
anne kalkıp giderse içinden çocuğun uzaklara atta filan değil taa uzaklara yani ucu zehirli bir hançer olur anne ıssızlık olur her yer uğultu çoğalır kuru gürült..
beni yoldan çıkarıyor deniz bu hain iyot kokusu yoksa ben evinden işine işinden evine dönen bir canlı bombayım kalbi beynine sıkışmış beyni bedenine ağır bir canlı..