Yalınayak bir f.hişeye yürüyordu kirli sokakta küfrediyordu itlere aşkı kı.ında yaşayan itlere itlere itlere sokaklarda çınlıyordu bu ses duydun mu tanrım<..
Gecikmiş zamanlar kenti burası Yaralarını kaşıyan Kaşıdıkça kanatan insanların kenti Usulca geçiyorum geçmişe ve sen öpüyorsun uçuklu dudaklarımı kaşıdıkça kanıyor yar..
Bir uçağım olsa üstü açık Rüzgâr yalasa yüzümü Tepeden baksam size Uzaklarda, hiç ayaklarımı sokmadığım denizde Salsam oltamı Bir denizkızı takılsa
Bir şeyler söylenebilinirdi elbet ardından senin ardından hangimiz taşıdık sırtımızda çıplak tenimizi sen mi ben mi? biz asırlık çınar ağaçları değiliz günah..
Şimdi sen gidiyorsun ya bedevi bir yüzle dolaşsam açılır mı kapılar daha fazla bedel ödesem severler mi beni araladığın cümleler..
gecikmiş zamanlar kenti burası yaralarını kaşıyan kaşıdıkça kanatan insanların kenti usulca geçiyorum geçmişe ve sen öpüyorsun uçuklu dudaklarımı kaşıdıkça kanıyor yar..
Allı pullu sözlerim yok kırışmış yüzüm yaşlı kalbim ve yatağımın altında sakladığım geçmişim. ben artık eski zamanlardan şarkı söylemek istemiyorum. buruşmuş iki yüz adıyorum gele..
seviliyordun sevmelerden yoksun eski aynada tarayıp saçlarını oje sürüyordun parmaklarına renkli renkli huzur veren eller hiç dokunmadı saçlarına kırışmış çarşaflarda ..
git dedin gittim gel dedin geldim sev dedin sevdim şimdi öl diyorsun öldüm... ..
sanki İstanbul gözlerin yok olmaya hazır tükenmeye, tüketilmeye yağmalanmaya sanki bezmiş gözlerin umudunu yitirmiş unutulmuş yaşlanmış sanki ..