- Kategori
- Mesleki Eğitim
AB Fonlarından Yararlanma…
Hava Kuvvetlerinde askeri mühendis binbaşı olarak görev yaptığım 1985 yılında, NATO AGARD’ da (Advisory Group for Aerospace Research and Development) Güdüm ve Kontrol Panel Üyeliğine, Türkiye temsilcisi olarak görevlendirildim. Panel, her yıl 2 kez, ayrı bir NATO ülkesinde toplanıyor ve 2 yılda bir de, güdüm ve kontrol sistemleri üzerindeki gelişmelerin sunulduğu paneller düzenliyordu. Burada sunulan bildiriler, NATO üst yönetimine sunularak, NATO silah sistemlerinin geliştirilmesi için tavsiyeler içeriyordu.
NATO AGARD’ da göreve başladıktan sonra, ilk toplantımız Bürüksel’ deydi. Bu toplantıya katılınca, birçok ülkenin komisyona proje sunduğunu ve kabul edilen projelerin, gündeme alınarak görüşülüp, desteklendiğini gördüm. Norveç, Almanya, Yunanistan… Birçok ülke proje sunmuş ve destek almışlar, projelerinin gelişim süreçleri hakkında bilgi veriyorlardı. Türkiye’den ise sunulan hiçbir proje yoktu.
Bu projeler, NATO’ nun sağladığı hibe fondan yararlanılarak gerçekleştiriliyordu. Türkiye’ de bu fonlara katkı koyuyor ancak yararlanmıyordu. Bir sonraki toplantıda, bende Türkiye adına proje sunmaya karar verdim.
Bir sonraki toplantı Londra’ daydı. Toplantıya gidince, 2 tane proje sundum, hemen kabul edildi. Projelerden biri, JOVIAL programlama dili eğitimiydi. Bu bilgisayar dilinin öğrenilmesi büyük önem taşıyordu, çünkü bu yazılım dili, uçak elektronik sistemlerinin yönetimini sağlıyor, özellikle de OFP(Operational Flight Program) denen, uçak silah sistemlerini yöneten programların yazılmasında kullanılıyordu. OFP’ yi millileştirdiğinizde, uçağınızı da milli amaçlar için kullanabiliyordunuz.
Diğer proje ise ATLAS programlama dili eğitimiydi. Bu programlama dili de, elektronik kartların testlerinde kullanılan otomatik test sistemlerinin programlanmasında kullanılıyordu. ATS(Automatic Test System) adı verilen bu sistemler, arızalı elektronik kartların arızalarını hızla bularak, büyük zaman ve emek tasarrufu sağlıyordu.
Bu deneyimlerle 1989 yılında, Hava Kuvvetlerinden emekli olunca, inşaat sektörüne girdim ve Türkiye’de olmayan bir çatı kaplama malzemesini Yeni Zelanda’dan ithal etmeye başladım. Sektörde yaptığımız uygulamalarla, çatı sektöründe önemli bir firma haline geldik. Sektörü tanıdıkça, sektörde iş yapan firmalar arasında işbirliği ve koordinasyon sağlayacak bir derneğe ihtiyaç olduğunu tespit edip, bu yönde çalışmalara başladım. 2002 yılında ÇATIDER’i (Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği) kurduk. Kurucu Başkan ve bir dönem de Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptım.
Derneği kurarken, Tüzüğümüze koyduğumuz çalışma programında, çatı sektöründe eğitimli çatı ustaları yetiştirilmesi de yer alıyordu. 2004 yılında, bu eğitim için gerekli olan finansmanı da, AB fonlarından yararlanarak karşılamayı düşündük ve fon için gerekli evrakları bir danışman firma aracılığıyla hazırlayıp, verdik. 240.000€ tutarındaki AB hibe fonu, kısa sürede çıktı ve İTÜ Mimarlık Fakültesi ile işbirliği yaparak, İTÜ Taşkışla binasında, 650 çatı ustasına, çatı malzemelerinin uygulaması konusunda uygulamalı eğitim vererek, bu ustaları sertifikalandırdık. AB fon yetkilileri, hibe fonun projeye uygun olarak kullanılıp, kullanılmadığını kontrol edip, dosyayı kapattılar.
Bunları yazmamın nedeni, Türkiye’nin de her yıl katkı koyduğu bu hibe fonlarından, kâr gözetmeyen birçok kurum ve kuruluş yararlanabilecekken, maalesef yararlanmamaktadır.
Genellikle birçok kuruluş, bu fonlardan yararlanırsa, dış güçlerin kontrolünde bir kuruluş damgası yemekten korkmaktadır. Yaptığı işe ve kurumuna güvenen bir yönetim, hiçbir şekilde bu tür algı operasyonlarına boyun eğmemeli, Türkiye’nin katkı koyduğu ve hakkı olan bu fonu yoğun bir şekilde kullanmalıdır.
Dr. Erdener Ildız
erdener@ildiz.com.tr
27 Ağustos 2019