- Kategori
- Dünya
ABD İstedi YPG(x) Oldu SDG..."İyi" Mi Oldu; "Kötü" Mü?

Bu duruma herkes karşı çıkıyor; ama, ben, bu isim değişikliğinin gelecekte, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından faydalı olacağını düşünüyorum...
BU "İSİM DEĞİŞİKLİĞİ" NE AMLAMA GELMEKTEDİR?...TÜRKİYE'NİN "RAKKA OPERASYONU"NA KATILMAK "İSTEMEMESİNİN NEDENİ" ORTADAN KALKMIŞ MI OLUYOR?
-Yani, Türkiye, istediği zaman Rakka Operasyonu'na katılabilir, YPG ile--pardon, SDG(Suriye Demokratik Güçleri) yan yana DAEŞ'a karşı savaşabilir mi(!?)...
- Hatta, Türkiye, daha da ileri gidebilir; "Fırat Kalkanı Harekatını" da durdurabilir ve Fırat'ın batısındaki askerlerini geri çekebilir mi(1?)
*
Elbette böyle bir şey olmaz; olmayacak da....
Öyleyse, bu isim değişikliğinin asıl nedeni nedir?...
Kimin işine yarayacak, bu isim değişikliği?
Bir analiz edelim ve nedenini ortaya çıkarmaya çalışalım...
*
ABD, Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas, Türkiye'nin, "PKK ile ilişkili görmesi" sebebiyle, YPG'ye "isim değiştirme" tavsiyesinde bulunmuş...YPG' de bunu kabul etmiş, örgütün adını , SDG(Suriye Demokratik Güçleri) yapmıştır(1).
Amerikan generali bu kadarla kalmamış; "Adlarının ortasına 'demokratik' ifadesini koymalarının da, 'zekice' bir hareket olduğunu" söylemiş ve de, bu "isim değişikliğinin" onlara "itibar" sağladığını da eklemiş...
Böylece, ABD'nin, Türkiye'ye göre "terör örgütü" olan YPG'ye yaptığı silah yardımı, bundan böyle "kendi topraklarını savunan" ve adı da "SDG" olan "Suriye Demokratik Güçleri"ne yapılmış olacak...Verdiği silahların miktarını Türkiye'ye bildirmesine de gerek kalmayacak...Çünkü, SDG, ABD'ye göre, artık "itibarlı"(!?) bir güçtür...
- Hatırlarsanız, bizde tam tersi olmuştu..."Suriye'deki Türkmenlere gönderilen yardım tırları", bazı kişi ve gruplar tarafından durdurulmuş ve dünya kamuoyunda Türkiye'nin "teröristlere silah yardımı yaptığı" algısı yaratılarak, "itibarının" zedelenmesine çalışılmıştır...
*
Suriye'deki ve Irak'taki, IŞİD(DAEŞ) kaynaklı "siyasi ve askeri" hareketliliğin başladığı ilk günden beri, Türkiye, güney sınırı boyunca(Fırat'ın doğusunda ve batısında) "kantonlardan" oluşan bir "Kürt Bölgesi" oluşturmaya çalışan "PYD(YPG)'yi bir "terör örgütü" olarak görmüş ve "siyasi ve askeri" planlarını da bu düşüncesine göre şekillendirmiştir...
PYD(YPG) ister "terör örgütü" olsun; ister olmasın; Amerika'nın "güdümünde" ve "kontrolünde" olan ve Amerika'nın bölgedeki çıkarlarına hizmet eden ve Türkiye'nin aleyhine faaliyet gösteren bir silahlı örgüttür...
*
Bu isim değişikliğini acaba nasıl yorumlamak lazım?
- Bu isim değişikliği, Türkiye'nin bölgedeki siyasi ve askeri tavrını değiştirir mi?
Kesinlikle, "hayır"...
- Türkiye'nin, Rakka Operasyonu'na katılımını sağlar m?
Kesinlikle "hayır"...
- Türkiye'ye bir yarar sağlar mı?
"EVET" denebilir....
*
Bu bloğu yazmaya başlamadan önce, bu isim değişikliği hakkında yazılanları okudum; söylenenleri dinledim...Bunların hemen hemen hepsinin birleştiği nokta, bu isim değişikliğinin bir "aldatmaca" olduğu merkezinde idi...
Cumhurbaşkanı da, bu değişiklik için, "Ha Ali, ha Veli değişen bir şey yok" demişti...Kimileri de, "semer değişmiş; ama eşek, yine aynı eşek" diyebilirler...
Ama,-- biraz düşününce-- ortalık sakinleştikten ve yeni yeni,-- özellikle de bizim güney sınırımıza bitişik-- siyasi ve sosyal yapılanmalar oluşmaya başlayınca, bu isim değişikliğinin, (YPG); yeni adıyla, "SDG" için "bağlayıcı" bir durum olabileceği hissine kapıldım.
*
Şimdi, bunun "nasılını" açıklamaya çalışayım; kendimce...
Daha önceki bir-iki bloğumda, "Türkiye'nin Rakka Operasyonu'na katılmamakla doğru yaptığını" yazmıştım...Şimdi de, YPG, adını değiştirmiş olsa da, Türkiye'nin bu operasyona katılacağını düşünmüyorum...
Çünkü, Amerika'nın başlattığı ve özellikle de Rakka'ya kadar uzatmayı düşündüğü oprasyonun asıl nedeni, Türkiye'nin, sınırı boyunca, açık adı "Kürt bölgesi" ve kapalı adıyla "Petrol koridoru"na izin vermemesidir...
Şimdi, Rakka operasyonu ile, bu "Kürt bölgesinin "ya da "petrol koridorunun", başlangıçta düşünülen Fırat'ın batısındaki bölümünün önemi kalmamıştır...
Rakka Operasyonu'ndan sonra, ABD'nin, daha başlangıçta Münbiç'in, PYD(YPG) den boşaltılması için verdiği ve "uzun süre yerine getirmediği" sözünü tutacağını düşünüyorum...
Burası tamam da, YPYD(YPG) nin oluşturmak istediği "Kürt Bölgesi" ne olacak?
İşte burada, YPG'nin isim değişikliği, Türkiye'nin lehine bir durum yaratabilir....
*
Şimdi de onu açıklamaya çalışayım...Yine kendimce...
Bu konuda yazmaya başladığımdan beri, konu ile ilgili olarak yazdığım her blogda(xx)--yeri ve zamanı geldiğinde-- bölge, siyasi, sosyal ve askeri açıdan sakinleştiğinde, Fırat'ın doğu ve batısında oluşacak yönetimlerin, yalnızca Kürtlerden değil; Türklerden, Araplardan ve etnik yapısı, dini ve mezhebi ne olursa olsun, tüm bölge halkını temsil edecek şekilde oluşmasını önermiştim...
En azından, Barzani'nin başkanı olduğu "Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi "gibi...Ama, yönetimin adından "Kürt" kelimesinin olmaması şartıyla...Ancak, bu bölge yönetimi de, "Barzani" gibi, aklına geldikçe "bağımsızlıktan" söz eder mi?....
Hatta, bazı bloglarımda da, bu konuda ABD ile Türkiye arasında bir protokolün imzalandığında da söz etmiştim(2).
Şimdi, YPG'nin isim değiştirerek, SDG(Suriye Demokratik Güçleri) adını alması, benim, yukarıdaki gibi sık sık yaptığım öneriyi, yani , insan merkezli "siyasi ve sosyal" yapılanmaların oluşmasına kolaylık sağlayacağını düşünmekteyim...SDG adındaki "demokratik" sözünün bu konuda "bağlayıcı" olacağını sanıyorum.
Acaba diyorum; ABD, bu isim değişikliğini yalnızca bunun için mi yaptı?...Çünkü, yukarıda da belirttiğim gibi, bu isim değiştirmenin bundan başka ne gibi bir nedeni olabilir ki?
*
SONUÇ :
Tarihe bir not düşmenin zamanı geldi...
Fırat'ın doğusu ve batısı sakinleştiği zaman, güney sınırlarımıza bitişik oluşacak yönetimler, yukarıda düşündüğüm ve önerdiğim şekilde olacaktır...
Ama, orta ve uzun vadede de, sınırlarımıza komşu olan bu siyasi ve sosyal yapılanmalar, bir şekilde Türkiye'ye bağlanacaktır...
Çünkü, buraları, 1918 Mondros Mütarekesi'nin, siyasal ve askeri şartlarına aykırı olarak, üstelik de "galip geldiğimiz" bir savaş sonrasında, Lozan'da, "haksız" ve "hukuksuz" olarak bizden koparılan topraklardır.
Bu topraklar, "Türkiye'nin güney sınırlarının uzaktan savunulması için" jeopolitik ve stratejik önemi olan topraklardır...Türkiye'nin "olmazsa olmazıdır"....
*
Eğer, bu olmazsa, yani , "ABD, Münbiç'te olduğu gibi yan çizerse", bu yapılanmalar bir şekilde Türkiye'ye bağlanmasa; o zaman iş başa düşecek, Fırat'ın batısından İskenderun güneyine, güney sınırımızdan da, Halep'e kadar olan bölge Türkiye topraklarına katılacaktır...
İster inanın, ister inanmayın....
cdenizkent
(5 Ağustos 2017, saat: 22.13)
------------------------ :
(x)PYD(Partiya Yekitiya Demokrat) : Demokratik Birlik Partisi....YPG(Yekinen Parestina Gel): Halk Koruma Partisi...Yeni adı: SDG(Suriye Demokratik Güçleri) ya da DSG(Demokratik Suriye Güçleri)
(1) Milliyet.com.tr>>Dünya>>Haber>> ABD istedi YPG isim değiştirdi, 22 Temmuz 2017
(xx) Fırat'ın doğusu ve batısı dahil, bu konularda yazdığım blog sayısı sanırım(blog dizileri dahil) 100'ü geçmiştir...
(2) cdenizkent, Fırat Kalkanı Harekatı hedefine ulaşmak üzeredir...Amerika'ya rağmen", "Milliyet.blog", 23 Kasım 2016