- Kategori
- Ekonomi - Finans
Acemi avcı
Borsa yatırımcıları borsadan para kazanmayı, kazanlar da daha çok kazanmayı temenni eder.
Umarım bu istekleriniz için yeterli emek veriyorsunuzdur.
İçimizde her gün tüyo peşinde koşanlar olduğu gibi gerçek bilgiyi alıp işleyen yatırımcı arkadaşlarımın da olduğunu biliyorum.
Bazılarıysa tüyo peşinde koşarken bile söyleneni anlamamaktadır.
Evet bakmak başkadır, baktığınızı görmek başka. Gördüğünüzü, anlamak ise bambaşka bir şeydir. Anladığınızdan bir şeyler öğrenmek de yine ayrı bir şey. Ama asıl önemli olan, öğrendiğinize uygun hareket etmektir.
Evet görme noktasında, benim gördüklerimi paylaştığım yazılarım sizler için kılavuz niteliğindedir. Yorumlarım belli bir tecrübe, deneyim ve emek sonucu oluşmuş yazılardır. Bu yazıların içerisinde bazen öğretici bir paragraf bulunurken, bazen bir uyarı bazen de bir nasihat olabilir.
Siz de bakın ve görün. Görün ve anlayın. Anladığınızı öğrenin ve mutlaka öğrendiklerinize uygun hareket edin. Bunları yapacak vaktiniz yoksa ya borsaya yatırım yapmayın yada kendinizi bu işin profesyonellerine emanet edin.
Konuyu bir avcı hikayesiyle bağlamak istiyorum.
Zamanın birinde adamın biri kuş avına merak sarmış. Kuş avında yeni olan adam aslında yaman bir balıkçıymış. Balıkçılığın inceliklerini bildiği gibi kuş avının da püf noktalarını öğrenmek istemiş. Aklına avcılıkta hüneri olan köyün muhtarı gelmiş.
Vakit kaybetmeden tüfeğini kapıp komşusu olan Muhtar'ın kapısına dayanmış. Maalesef muhtar evde yokmuş. Muhtarın oğlu varmış. Muhtarın oğlu da iyi yetişmiş biriymiş. Her konuya kafası çalışırmış. Ekonomi de dahil. Hatta ordu sefere gitmeden arpa alır, odunun süvari takımına sefer zamanında iki katına satarmış.
Neyse bizimki, muhtar olmayınca muhtarın oğlu ile tüfeklerini ellerine almışlar. Azıklarını bohça yapıp, omuzlarına atıp yola koyulmuşlar. Onları bu haliyle görenler avcıdan çok bohçacıya benzetirlermiş. Az gitmişler, uz gitmişler derken avlak yerine gelmişler.
Muhtarın oğlu bizimkine dönerek “karatavuk avlayacağız, normal büyüklükte siyah bir kuştur. Sen şu yemişlerin karşısındaki evsinde otur, ben yukarıdaki suyu bekleyeceğim” deyip ayrılmış.
Derken çok geçmeden yemişin kuru dallarına iki kuş birden konmuş. Bizimkinin kalbi atmaya, elleri titremeye başlamış. Tetiğe basmak aklına ancak dakikalar sonra gelmiş. Tetiğe basmış kuşlardan biri düşmüş. Kuşu yerden alıp soluk soluğa muhtarın oğluna koşmuş.
Muhtarın oğlu kuşa şöyle bir baktıktan sonra “Bu karatavuk değil. Arap bülbülü, kara tavuk daha siyahtır, daha iridir. Konar konmaz cuk cuk der” bizimki üzgün şekilde yerine döner. Beklemeye başlar. Derken siyah hem de iri bir kuş, dalı sallayarak konar.
Yalnız kuş cuk cuk değil de gak gak der.
Bizimki önce sıkmakta tereddüt eder. Birden kararını verir “ha cuk cuk ha gak gak, yok arasında pek fark” diyerek tetiğe basar. Kuşu vurur.
Kuşu alır almaz müjdeli haberi muhtarın oğluna götürür. Muhtarın oğlu gülümseyerek bakar ve “Bu da karga” der bizimki bozulur. Fakat renk vermek istemez ve
Yiyeceksek çayın yanında kıymalı börek
Olmaz o arap bülbülü, bu karga diyerek
Elbet ikisinden olur bol soğanlı bir tepsi çörek
Çaktırmadan anlatırız yarın avcılığımızı övünerek
der, kuşları torbaya atar.
Sağdan soldan kuş böreği yiyenler dikkat etmeli… Sevgiyle kalın.
Özel Öztürk