- Kategori
- Anılar
Acemi öğretmen
Kasaba küçük, 23 yaşındayım, İstanbul Üniversitesini bitirip gitmişim. Öğretmenlikte ilk yılım, stajım yok, sınıf senin demişler, lise yıllarımdaki öğretmenlerimi anımsayıp, ders anlatmaya ve illada öğretmeye çalışıyorum.
Genellikle öğrenciler büyük, nüfusta küçükler, koskocaman adamlar oysa, biri var 26 yaşındayım diyor. Çekiniyorum, ama aslanlar gibi derse girip çıkıyorum.
Konumuz hayvanda göz, koli koli kitapla gitmişim, atların gözünden, arının, köpeğin v-s gözünden çekilmiş fotoğraflar var elimde, gayet güzel hazırlanmışım, sabah ilk ders, erken saat, derse girdim, yoklama yaptım, ya ilk ayım ya ikinci.
Kapı açıldı elinde çantalı bir bey girdi, bakıyorum kimdir diye, geçti en arkaya oturdu, ne yapmam gerektiğine çok hızlı karar vermeliydim, misafir miydi, öğretmen mi, veli mi, anlamadım. Müfettişmiş. Hiç tepki vermeden derse devam ettim.
Özellikle öğretmen okuyucular, iki şey düşünürler, müfettiş olduğunu anlamam gerektiğini. Anlamadım çünkü, teftiş nedir bilmiyordum, çünkü aslında biyologtum ve bize öğretmenlik hakkı verilmişti, ancak ne pedagojik formasyon, kurs, staj hiç bir şey görmemiştik.
İkincisi, müfettiş beyin, kapıyı çalıp kendini tanıtması gerekiyordu, ama yapmamıştı.
Biraz korku ile, çekinerek, biraz da müthiş hazırlıklı bir dersi yabancının önünde anlatmaktan gururluydum.
Bu küçük kasabadaki okulda harika bir labratuvar vardı, belki yirmi tane mikroskop. İlk kez mikroskopu üniversitede görmüştüm, asistan ışık ayarını yapamadığım zaman,
- İlk kez görüyormuş gibi ayarını yapamıyorsun deyip, çıkışmıştı, çok utanmıştım. Sanki bu ülkede yaşamamıştı.
Mikroskopları öğrencilere dağıttım, benim gibi ilerde mahçup olmamaları için, ayarlamayı öğrettim. Preparatlara bakıp çiziyorlardı, müfettişimiz de bu dersi izliyordu, çok mutluydum, hareketli, yaratıcı, deneysel son derece verimli bir dersti.
Sonuçta gayet düşük bir puan aldım, ilk teftişimden.
Devlet malına gerekli özeni göstermemek, mikroskopları öğrencinin eline vermem sakıncalı olmuştu sanırım inananamıyacaksınız, ders kitabı dışında dökümanla dersi dağıtmak, yani mükemmel resimleri sınıfa getirmek, filan filan.
Ben memleketimi ve onun bilgiye uzak tutulmuş insanını çok sevdim ve seviyorum. Yılmadık tabii, genç öğretmenlere sevgi diliyorum.