Acının emrine girmek! / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '13

 
Kategori
Psikoloji
 

Acının emrine girmek!

Acının emrine girmek!
 

acı


Bir bayan arkadaşımla sohbetim ve olağan üstü bir şey keşfettim onun derin bir düzeyde acının emrine girdiğini hissettim. Bu arkadaşım uzun süre yaşadığı olumsuz deneyimleri varlığının bir parçası haline getirmişti. İlişkide acı çeken taraf olarak içine akıtılan acılardan kendisi ile çevresi arasında bir duvar meydana getirmişti. Bu acı duvarı öyle bir şey ki ne kendisi ne kendisi dokunup dışarı çıkmaya cesaret edebiliyor ne de dışardakiler ona ulaşmak için yaklaşabiliyorlar çünkü her iki tarafı acının dikenli telleriyle sarılıdır.

Bu arkadaşımız ilişkide kendisine aktarılan niyeti kendi içinde betonlaştırmıştır. Baskın taraf bu betonla onu kendi şekline dönüştürmüştür. Her ne kadar düşünece düzeyinde şikayet etse de davranış düzeyinde bu kalıbın insanı olmuştu. Karşı taraf betondan eserini yaratmıştı. Bu acı bedeni yaratma niyetinin kökeni ta kölelik devri kültürüne kadar uzana bir kültün üstüne inşa edilmiştir. Gerçekte bizim kölelik dediğimiz şey insanın zihinsel ve duygusal olarak acının emrine girmesinden başka bir şey değildir. Acının emrine girmek bir kişi, aile ya da topluluk için olabileceği gibi daha geniş aurada bir ırk içinde söz konusu olabilir. Örneğin kürtlerin tarihi büyük ölçüde acının emrinde yazılmış bir tarihtir. Kürtlerin şarkılarının hep acılı olması bu acı bedeni aktarımı ile ilgilidir. Keza Alevilerin tarihi içinde aynı şeyi söylemek mümkündür. Alevi deyiş ve türküleri de büyük ölçüde acı bedenin duygusal aktarımı ile ilgili olup candan cana aktarılarak acı bedeni kendini canlı tutmuştur. Gerçekte alevi aurasında CAN olarak tabir edilen şey bu canlı acı bedenidir. Bir baba ya da bir anne bir aileyi acının emrine girmeye zorlayabileceği gibi bir yönetici pozisyonunu kullanarak insanları acının emrine girmeye zorlayabilir.

Özellikle doğu ülkelerine ait askeri organizasyonlar keliminin tek anlamıyla acının emrinde ast üst hiyeraşisine dayanan acı bedeni örgütlemeleridir ki, bu kölelik kültürünün vatan sevgisi giydirilmiş giydirilmiş kılığından başka bişey değildir. Aynı şekilde günümüzde doğu ülkelenin yönetim şekline özgü olarak gücü elinde bulunduran yönetici bir halkı topyekün olarak acının emrine girmeye zorlayabilir. Keza R. Tayyip Erdoğan'ın Gezi olayları karşısındaki korkutmaya yönelik aşırı agresif tutumu psikılojik olarak insanları acı bedeninin tahakümü altına girmeyi kabul etmeye zorlama niyetinden başka bişey değildir. Neticede hangi düzeyde olusa olsun acının emrine girmek, kendine acımakla açılan bir devredir. Bedeni gerçek kabul etmek, bedeni vaz geçilmez sanmak, bedeni yüceltmek,kendisini çok derin düzeyde bedeni ile özleştirmek varlığını bedeninde ibaret saymak ve böylece asıl özünü yitirme ile devre kapanmış olur. Bundan sonrası artık kapanmış devre içinde acı işlevli bir durum bütün çıplaklığı ve çarpıklığı ile ortaya çıkacaktır. Artık bütün yaşama acı bedeni hükmeder. Acı ile bir birine bağlanmış olan taraflar derin bir şekilde birbirlerinin denetimine girerler. Paradigma denetleyen acı ve denetlene acı şeklinde iki uçlu olarak işler. Deneteleyen acının bir adım dışına taşmak bile çok acıklı neticeler sebebiyet verebilir. Bu açıdan denetleyen (yönetici ) acı da aynı derecede denetlenen (yönetilen ) acıya bağımlı duruma düşmüştür. İşte bu kölenin özgürlüğünü kendi ölümü olarak algılayan efendinin kabusudur. Bu devrede ironik bir şekilde taraflar bir birlerinin acılarını beslerler. Çünkü acı bedeni canlı tutmak için yönetici acı da sürekli acı çektirmek zorndadır oda bu zorunluluğun kölesi haline gelmiştir. Baskı artıkça acı artar acı arttıkça daha fazla baskıya ihtiyaç duyar. Artık leoparın kuyruğu tutulmuştur ve insan fiziksel bedeninin ötesinde daha yüksek varlığnı (tanrısal özünü) fark edip ona yönelmedikçe bu kuyruğa bırakmamaya mahkum olacaktır.(m.ali şirin,tarih öğrt, tarihte terapi ve tekamül ekolünün yaratıcısı)  

 
Toplam blog
: 124
: 736
Kayıt tarihi
: 28.06.08
 
 

Kelebek için kanat neyse insan için kelime odur. (m.ali şirin) 1969 senesinde  Tunceli/ pülümürde..