- Kategori
- Öykü
Açma

Dünden akıp giden görüntüler
Ay ışığı aydınlatıyordu geceyi. Seçilir gibiydi karşı tepeler. Açık, sessiz görünüm çam ağaçlarının kokularını okula ulaştırıyordu. Hele rüzgarlı gecelerde lojman mis kokularla dolardı.
Kelköy aşağılarda karşı tepenin eteğinde kuruluydu. Karşı tepeden inen çam kokuları köyü tarıyordu. Kelköy’ün kuzeyinde duran beyaza boyalı okul cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle dolup taşardı.
Karşı tepeler sessizliğini, gökyüzü beyazlığını yitirir gibi oldu.Tek tek görülen, kuzeyden güneye mis kokuları yayılan çamlar yanıyordu.Korkulu gözlerle yangını gösterdi Kooperatifçi Mustafa. Ertuğrul Büyüklü, Töme köyünden Fahrettin Öğretmen aldırışsızdı.Şaşkın şaşkın ne diyeceğini bilmeden, “Kim yakıyor?!” diye arkadaşlarına sordu.
Sorma değil, bir karşı çıkıştı genç öğretmenin sorusu. “Alışırsın, alışırsın bu gördüklerine.” diyen Ertuğrul Büyüklü’ye kaygıyla baktı. Fahrettin Öğretmen, “Olur, olur bal gibi olur.” sözlerinde gördüğü içten içe üzdü mesleğinin baharındaki öğretmeni. “Hani yanlışlardan yana olmayacaktık, karşı duracaktık.” tümcesi yanıt beklemeden söylenmişti.
Kooperatifçi Mustafa Niğde’nin Yeşilova’sını anımsadı. Evlerinin yanışını, içerde kalışını. Ormanın yangını yeniden kokuttu kendisini. Boşta bulunup bağırdı: “ Olmaz be arkadaş, olmaz!” Fahrettin Öğretmen, “Olur, oluyor işte bak; hadi önleyelim!” diye çaresizliğini duyurdu.
Orman yangınını göze alıp açma için ağaçlara kıyanlar kim bilir kimlere dayanıyor, bilemezsin ki! İşte bu kadar iş karışıktı.Kooperatifçi Mustafa çocukluğundaydı. İki katlı konaktan evlerinin yanışını, anasının dizlerine vura vura ağlayışını, babasının bağrışını yakınına getirdi orman yangını. Kooperatifçi Mustafa’nın korkusu işte böyle eskilere dayanıyordu.
Öğretmen lojmanından aşağıda duran Kelköy’e doğru yürüdüler.Köy meydanı kalabalıktı.Ay ışığı aydınlığında uzaktan izlenen orman yangını köylünün açmazıydı.Topraksız olamayacağı için mi bu yangın? Yanan çamların yerini ne alacaktı. Fındık ağacı ürün versin diye kaç yıl beklenecekti, dallarından asılıp toplanacak fındıklar yakanları kurtarabilecek miydi?
Köyün aşağısında Sakarya kıvrıla kıvrıla akarken bulanıklığı koparıp götürdüğü topraktandı. Köylü orman yangınını toprak için ateşlenirken, Sakarya açılan açmaların kaç katını taşıyordu denize. Kıyısında oluşturduğu kıyı ovası Yeni Mahalle’nin bir parçası oluyordu.
Lojman kapısında duyulan gürültü bu kez orman yangını için miydi? Karşı tepelerde görünen yangın yoktu. “Ee ne ola acaba?” diye baktılar birbirine.Ertuğrul Büyüklü lojman kapısını açınca Kelköy’ü ayakta karşısında buldu. Köylülerden Kara Celal, Alaca Memet’e: “Öğretmenler uyanamadı, duymadılar mı?” sözüne lojman kapısında göründü ikisi birden. “Hayrola Kara Celal?” “Köy sallandı siz uykudasınız, baksanıza bütün köy burada.” Çıkışına karşılık vermediler. Dün yangın, bugün deprem yoklamıştı Kelköy’ü, Kaarasu’yu, Adapazarı’nı.
O gün radyolar büyük depremi gün boyu duyurup durdular.