- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Ada'ya veda

Bir kaç gündür Adadayım. Sonbaharın bu güzel günlerinde Ada'ya geliş nedenim bahçemle, ağaçlarımla bir dahaki yaza kadar vedalaşmak. Bu arada Eylül'ün bu harika güzel günlerinde denizen güzelliğinden istifade bol bol yüzüp, yeni çıkmaya başlayan palamut balıkları ile midemi mutlu ediyorum.
Ada okulların açılması sebebiyle sakin. Çevrede köpeklerden başka canlı yok gibi gözüküyor. Yazın kalabalığından sonra bu sessizlik çok dinlendirici geliyor insana. Gerçi insanlar gidince çevrede inşaat işleri başlıyor ve bu sessizliği arada matkap, çekiç sesleri bozuyor. Anlayacağınız her zaman kişinin kafasının sessizliğini bozacak bir neden olabiliyor burada.
Ağaçlarımla, bahçemle vedalaşmak dedim. Bu vedanın içine ağaçların kışlık hazırlıkları da giriyor tabii. Ben hiç bir canlıyı sadece sevmenin yeterli olmadığını düşünüyorum. Bir canlıyı ki bu bir çocuk olabilir, bir çiçek, bir ağaç olabilir sevmek demek sadece karşısına geçip 'Ah canım 'demek değil. Onun gelişiminin sorumluluğunu yüklenmek demek sevmek. Nasıl çocuğumuzun bedensel ve ruhsal eğitiminden sorumlu isek ağaçlarımızın da sağlıklı gelişiminden sorumluyuz.
Ağaçlarımızı kışa hazırlamak için bilinçli bir şekilde bakım yapmak gerektiğini biliyorum artık. Ağaçları tanıyan bu işin uzmanı bir kişi tarafından yapılan budama işlemleri ağaçların bir sonraki sezona daha sağlıklı ulaşmalarını sağlıyor. Aynen bizim periyordik dönemlerde yaptırdığımız saç kesimi, manikür ve pedikür gibi ağaçlarında bu bakıma ihtiyacı var.
Bu arada zamansız ve bilinçsiz yapılan budamalar ağacık gelişiminin durmasına ve hatta küsüp bir kaç yıl ürün vermemesine bile sebep oluyor. Yıllar önce ağaçları tanımayan bir kişi tarafından budanan erik ağacımız 3 sene hiç meyve vermeyerek reaksiyonunu belli etmişti. Keza Bodrum'daki evimde bahçemde binbir emekle diktiğim, büyüttüğüm limon çamlarımın tepelerini kesen kötü niyetli komşum bir daha o ağaçların büyümemesine sebep olarak bir cinayet işlemiş oldu.
İşte biz de sonbaharın bu güzel günlerini Adamızda geçirerek işinin ehli bahçıvanımızın ağaçlarımızı budamasını, bahçenin kış bakımını yapmasını seyrediyoruz. Bir yandan da çaylarımızı içip sohbet ediyoruz. Çayımı içerken her bir ağacımla tek tek vedalaşıyorum gözlerimle.
Biliyorum ki ağaçlarım benim bu vedamı anlıyor ve bana kendi dilleri ile veda ediyorlar bir dahaki yaza kadar. Diyorlar ki 'Sen bize iyi davrandın, bizi sevdin, biz de seni seviyoruz ve seneye senin karşına daha güzel, daha gür bir şekilde çıkacağız.'
Ağaçlarımı, bahçemi çok seviyorum.