- Kategori
- Anılar
Adalet sarayı

İki tarafı ağaçlı okul yolunda yürürken, yolun karşısındaki okuluma adeta uçarak giderdim.
Okulumun duman tüten bacasından umut savrulurdu gelecek savrulurdu. Yüzlerce genci okutup mezun verdiği, üniversiteye yerleştirdiği, gelecek vadeden bir dokusu vardı. Onun bir tarihi vardı. O zamanlar bunları anlayamasam da orası benim için koskoca bir dünyaydı. İlk kalp çarpıntısının, kavgaların yaşandığı asıl hayatın orada öğrenildiği koskoca bir okuldu. Onun adı Çağlayan Lisesiydi.
O devasa okul binası her sabah onu gördüğümde hala beni heyecanlandırıyor, gençlik yıllarıma götürüyordu... Okulumda hem öğrenci oldum, hem veli oldum.
Bacasından gençlik tüterdi
Umut tüterdi
Gelecek tüterdi
Sevgi tüterdi
Şimdi onun yerinde daha da kocaman, beton, soğuk benizli devasa bir Adalet Sarayı var. İnsanı ürküten, soğuk yüzlü bina.
Her gün her türlü cezanın kesildiği, hüküm verildiği, suçlu suçsuz yol ayrımın yapıldığı, hayatların bitiği, kör zindanların yol göründüğü, kin ve nefretin köşe kapmaca oynadığı, şeytanın ip atladığı adliye sarayı oldu.
Bacasından suç tütüyor
Ceza tütüyor
Gelecek yok
Nefret tütüyor
Uzun ağaçlı yolum sessiz, buruk şimdi. Ne onun çiçekleri açıyor ne bende heyecan kaldı. İlk gençlik yıllarımın anıtı gitmiş, yerine gri soğuk adliye gelmiş, adına da saray denmiş.
Havamız bozuldu, anılarım yok oldu. Hayali kaldı sadece. Gitmek var başka diyarlara… Çiçeklerin açtığı rüzgârların özgürce estiği... Mis kokulu topraklarda yeniden kök salmaya…
Birileri gelip de köklerimizi toprağın yüzüne çıkarana kadar yaşamaya inatla.