- Kategori
- Güncel
Adı yasak sorunumuz: Kürt sorunu

Önemli bir notla başlamak istiyorum; geçtiğimiz ağustos ayında emekliye ayrılan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Faruk Cömert Paşa devir - teslim töreninde: "Demokrasi içerisinde birbirimizi dinleyip daha iyi anlamaya çalıştığımızda halledilemeyecek sorunumuz yoktur, " demişti. Türkiye'nin yönetiminde söz sahibi olan kişi ve kurumlara seslenmek istiyorum; haklı kin ve nefretinizi bir tarafa bırakıp, Mevlana'nın torunları olmanın bilinciyle, Mevlana ruhuyla, sağduyuyla, suhuletle, Türkler ve Kürtler olarak her karış toprağını şehit kanlarıyla suladığımız bu topraklar üzerinde kurduğumuz Atatürk'ün emaneti biricik Cumhuriyetimizin hatrı ve istikbali için, Cömert Paşa'nın söylediklerine kulak verip, bütün ezberlerinizi bozmaya, yeni bir sayfa açmaya, en azından her şeyi göze alıp yeniden denemeye ne dersiniz. Bu topraklarda biz - siz demeye hakkımız yok. Biz biriz ve tekiz.
Dünyada oynanıyor gizli, açık oyunlar. Tarihte değişmeyen hep aynı oyuncular.
Kürt oyunu her zaman oyunların gözdesi. Olmamalıdır Kürtler bu oyunun öznesi.
Anadolu'da bizler yoğrulduk hamur olduk. Çeşitli desenlerden mozaiği biz ördük.
Kültürler, gelenekler her zaman yaşamalı. Bizim zenginliğimiz, onları korumalı.
Hangimizin evinde yoktur bir Kürt gelini? Türk kızlarından biri öpmez mi Kürt elini?
Bizim her şeyimiz bir; din ortak, tarih ortak. Kelimemize bakın, orda da harfler ortak.
Birbirinden ayrılmaz et ve tırnak gibiyiz. Kurulan tuzaklara bizler düşmemeliyiz.
Kurtuluş Savaşı'nda beraber ölmedik mi? Şehitlerimizi biz, yan yana gömmedik mi?
Umuyorum yakında aydınlığa çıkarız. Suni ayrılıkları ülkemizden atarız.
Tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Ne yazık ki ateş düştüğü yeri yakıyor. Biz belki yarın unutacağız acılarımızı. Ama analar ölene kadar ağıt yakacaklar, sadece rüyalarında beraber olacaklar kınalı kuzularıyla. Başka anaların ağlamamasını diliyorum.