- Kategori
- Haber
Adım adım Lahey mi?

TCK'nın 301. maddesini kaldırmak için neden bu kadar yoğun bir kampanya başlatıldı?
Bunun gerekçesini bilmek 301.madde ile ilgili atılacak adımlar için bir yol gösterecektir. Dolayısıyla gerekçesi bilinen işin amacına ulaşılabilirliğinin muhasebesi yapılarak gerekli düzenlemelere gidilmesi yasayı daha gerçekçi, uygulanabilir ve işlevsel kılacaktır.
Türkiye Hükümeti’nin soykırım iddiasını Lahey Adalet Divanı’na götürelim önerisine Ermenistan ‘’evet’’ demiş olabilir mi? ve devamında ’’sizde 301. madde var iken adil bir mahkemeden nasıl bahsedebilirsiniz’’ demiş de olabilir mi?
Eğer mahkeme konusunda fikir birliğine varılmış ise, basından takip edilebildiği kadarıyla gerek Ermeni tarafı gerekse Türk tarafı arşivlerini incelemeye açacak, araştırmacılar belgeleri değerlendirecekler üzerinde yorumlar yapacaklar açıklamalarda bulunacaklar.
Unutulmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlardan da gerek etnik kökeni nedeniyle duygusallıkla, gerek düşüncesiyle gerekse belgelerden edindiği kanaat ile Türkiye aleyhinde görüş bildireceklerin olması muhtemeldir. Bu düşünce yaklaşımıyla kişilerin zarar görmemesi, yargılanmaması, potansiyel suçlu olarak görülmemesi, toplum üzerinde ki gerilimlerin en aza indirgenmesi, dolayısıyla davanın seyrinin sağlıklı işleyebilmesi ve neticesinde mahkeme kararının tartışmamalı hale gelmemesi için 301.maddenin değiştirilmesi talepleri yoğunlaşmış olabilir mi?
Türkiye eğer bu düşünce ile böyle bir düzenlemeye gidiyorsa, adil bir mahkeme için şartların eşit hale getirilmesi, tarafların ‘’hayır’’ diyemeyeceği bir yaklaşım olsa gerek.
Zaten böyle bir mahkeme yoluna gitmek demek bugüne kadar hangi ölçüye göre kabul edildiği belli olmayan soykırım iddiasıyla ilgili meclis kararlarının anlamsızlığını pekiştirecektir. Dolayısıyla meclislerinde soykırım iddiası ile ilgili karar alınmış olan ülkelerin bu kararlarını iptal etmeleri, oylama sürecine getirenlerin ise tasarıyı geri çekmeleri ve mahkeme süresince tasarının gündeme getirilmemesi herhalde sosyal duyarlılığı! olan ülkelerin yerine getirmesi gereken bir görev olacaktır. Ayrıca Türkiye'de bu konudaki duyarlılığını ve taleplerini dile getirmelidir.
Türklüğü, Cumhuriyeti, yasama, yürütme, yargı, askeri ve emniyet güçlerini -eğer sistemli, planlı bir çalışma söz konusu değilse- sözlerle aşağılamanın mümkün olmadığı düşüncesindeyim. Hiçbir ifade kurumların içinde yapılan görev suiistimallerinden, makam sahiplerinin -siyasi- çıkar amacıyla vereceği mesajlardan ve kurumlara yapılan fiziki saldırılara sesiz kalmanın vereceği tahribattan daha fazla olamaz.
Asıl korunması ve sahip çıkılması gereken Cumhuriyet ve nitelikleridir. Bu bilinç esas alındığı ve özümsendiği sürece Cumhuriyet’in barındırdığı unsurlar da korunmuş olur.
Resim:www.medyaline.com