- Kategori
- Kültürler
Adonis ve kültür

'Adonis'Foto:yedinciperon
Bugünü anlayabilmek için geçmişte yaşananlara bakmak yararlı olabilir. Ortaçağda müzik, kilisenin emrindeymiş. Tanrıyı, tanrının evini, tanrının evinde çalışanları sevdirebilmek için müzik sanatından yararlanmışlar. Ölümden, yaşarken işlenen günahlardan ve ölümden sonra çekilecek cezalardan söz edince halk beziyordu herhalde. Müziği kiliseden çıkarmayarak güzellikten haz alma iznini de ellerinde tutuyorlardı. Gelgelelim sanat ve sanatçı özgür düşünmeyi, özgürce üretmeyi seviyor. Müzisyenler ilahi müziklerin arasına aşk şarkıları karıştırmaya başlıyorlar. Zamanla ve büyük çabayla müzik kilisenin ve dinin güdümünden çıkmayı başarıyor. Ortaçağda müziğin gelişimi, aydınlanmayla sürüyor.
O çağda temel düşünce şu; önümüze, yaşamayı mı koyacağız, yoksa ölümden sonraki hayatı mı? Bugünü yaşamayı, bilgiyi, akla vurmayı (ölçü ve metot), yaşamaktan haz almayı koyuyorlar.
İşte ülkemiz, dillendiremeden bu sancıyı çekiyor. Önümüze yaşamayı mı koyacağız, öte dünyayı mı koyacağız. Gelişmeler öte dünyayı koyduğumuzu gösteriyor. İnançlardan gelen bilgiler, bilimsel bilgiler sayılıyor. Çevremizdeki savaşlar, küresel ısınma, yoksulluk, işsizlik gibi olumsuz gelişmeleri engelleyememek ötedünya hazırlığına yöneltiyor. Yaşamın yükünü omuzlarına ve sırtına yüklediğimiz kadınlarımız, içine saklanacakları örtülerini kalınlaştırmaya, örtülerinin içine daha çok gizlenmeye çalışıyorlar.
Oysa başa çıkabilmemiz için bu dünyayı daha iyi anlayabilmek, olası sorunları kestirebilmek, çözümlere yönelik çalışmak gerekmez mi? Yaşamın önüne bugünü, bu dünyayı yaşamayı koymak gerekiyor. Daha çok matematik, daha çok hukuk-sosyoloji, daha çok fizik-kimya gerekiyor. Her şeyden önemlisi, yaşamaktan zevk almak, müziği, dansı, resmi, heykeli, edebiyatı öne almak gerekiyor.
Bir de bilginin demokratikleşmesinden söz etmek istiyorum. Yukarıda sözünü ettiğim; meselenin özüyle ilişkili bu. Teokratik ülkeler, sözgelimi İran, çanak antenleri, interneti yasaklamaya çalışıyorlar. Gerekçeleri şu, halklarını emperyalizmden, tüketimden, sömürüden korumak. Emperyalizmden, tüketime alışmaktan, sömürüden korumak için bazı kanalları hiç açmamak çözüm gibi görünebiliyor onlara. Bilenle bilmeyen bir olur mu? Eğitimli ve öğretimden yoksun, (ölçülmüş ve metoda vurulmuş) bilimsel bilgiden yoksun insan bu tehlikeden korunabilir mi? Yasakla korunamaz. Cehalet varsa her türlü müsibet gelir. Çünkü bilgi de o yasaklanan kanallardan geliyor. Dünyanın bildiğini bizim gencimiz bilemiyorsa, o bilgi gelmek istediği halde gelemiyorsa demokrasiden söz edemiyoruz. Günümüzde, bilgi sıfır ve birler haline getirildi. Sıfır ve bir kümeleri elektrikle çalışan aygıtlarımızdan çalışma odamıza akıyor. Bilinmeyen, görülmeyen bir şey kalmıyor. Neyi merak ediyorsanız, telif hakkını öderseniz, masa üstünüzde. Kimi bilgiler ücretsiz. Bilginin aktığı kanalları kapatırsanız bugünü anlamak olanaksızlaşır, bugünü yaşamak anlamsızlaşır.
Nobel ödülüne aday gösterilen şair Adonis (Ali Ahmet Sait) 2003’de, ülkemizdeki bir toplantıda şunları söyledi:“(…) Amerika’da kültür merkezlerini ve müzeleri yaratan, işadamlarının parasıdır, devlet değil. Ne yazık ki Arap toplumlarda böyle girişimci yoktur. Arap Müslüman zenginler şatolar, arabalar peşinde. Bunların kültürle ilgisi yok. Acı duyuyorum ama bir milyar üç yüz milyon Müslüman var dünyada, bunların kültürle ilgisi yok. Bir başka gerçek şu; Müslümanlar arsında düşünür, felsefeci yok, yeni bir bakış açısı getiren yeni düşünür yok. Bir başka gerçeklik İslam ülkelerinde gerçek anlamda (yeni bir şey söyleyen) şair yoktur. dışlanmıştır, hep eskiyi tekrar edenler kabul edilmiştir. Dine inanmasam da müslümanım ve ne yazık ki kültürsüz bir İslâm söz konusu. (…)Geçmişteki büyük uygarlık bugün, kadınlar nasıl giyinecek, bunlarla uğraşıyoruz. Dünyayı yeniden algılamak, sorgulamak yerine, saçma sapan şeylerle uğraşıyor. Diyelim ki bir masanın etrafında bir Amerikalı, bir Alman, bir Çinli, bir Japon ve bir Müslüman oturuyor. Yarının dünyası için Müslümanın ne önerisi olabilir? Batı üretiminin, Batının etkisi olmadığı bir Müslüman ülke var mı, düşünün bakalım.”