- Kategori
- İlişkiler
Affedememek
Okuduğun bir kitabı yarım bırakmaktır.
Sen bir tekerlekli sandalyeye mahkumken, herkesin koşar adımlarla yoluna devam etmesi demektir.
İçinde olan bütün sevgi pınarlarını kurutmaktır affedememek.
Yalnız kaldığında boğazındaki yumru, sıktığın elin içindeki hırstır affedememek.
“Eyvallah” diyememektir.
Affedememek kendini geçmişe hapsetmektir; yok saymaktır geleceği ve gelebilecek güzel günleri.
Sessizce ağlamaktır, hala üzerine toprak atamadığın mezarın başında beklerken.
Vedalaşamamaktır acılarla.
Yıllar sonra radyoda çalan bir şarkıyı dinlediğinde, kalbinin hala inceden inceden sızlamasıdır affedememek.
Haksızlıklarla helalleşememektir affedememek.
Ya da Türkçe dersinde kırık not alıp, sınıf arkadaşlarından geri kalmaktır affedememek.
Kimi zamansa bir okyanusta batmayıp, küçük bir gölde boğulmaktır.
Seni senliğinden etmesine izin vermektir. Kendi küpüne keskin sirke olmaktır affedememek.
Kalbi altın kafeslere hapsetmektir bazı bazı.
Giden sevgiliyi uğurlamamaktır affedememek. İçin içini yese de “yolun açık olsun” diyememektir bazen.
Feryat figan edip beddua etmektir.
Sen mutsuzken O’na mutluluğu layık görmemektir.
Kendi duyguları ile ateşkes ilan etmemektir.
Ölüm döşeğinde oğluna hakkını helal edememektir.
Affedememek fare olup dağa küsmektir; kendi kendine.
Kan kaybından giden yüreğine müdahale etmemektir.
Kendini esir almaktır, sadece taştan örülmüş bir kalbin surları içine.
Vedalaşamamaktır maziyle sessizce.
Yarım bırakılmış bir kitap gibi yarım kalmaktır affedememek.