​ Ağacın yaşı / Sivil Toplum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '08

 
Kategori
Sivil Toplum
 

Ağacın yaşı

Yine uzun zamandır yazamadım. O arada birçok olay oldu malumunuz. Hiç kimse uymasa da ben uyup yargı sürecindeki konularla ilgili kavramsal olsa dahi yazmayacağım. Aslında yazdım ama göndermedim. Gerçi aleni bir biçimde konuşulmadık tarafı kalmadı kapatma konusunun ama olsun ben kurala uyacağım. Her şey sonuçlandığı zaman göndereceğim yazımı hiç değiştirmeden.

Şimdi geleyim sadede. Aslında bu düşünce sistematiklerimizle zaten konuştuğumuz her şeyi konuşuyor olmamız çok normal. Temeldeki düşünce sistematiğimizi, olayları analiz, değerlendirme, sebep sonuç ilişki kurma mantığımızı değiştirmeliyiz tekil olaylardan bağımsız. Kaynak 30 Mart 2008 tarihli Hürriyet gazetesi. Ekonomi sayfasındaki habere göre Kültür ve Turizm bakanı Sn. Ertuğrul Günay Başbakanlığa gönderdikleri taslakla ilgili olarak “ Türkiye Turizmi ormanı tahrip eden bir doğrultuda yürümeyecek. Bunun için yeni bir düzenleme yaptık. Turizm tesisleri eğer ağaç kesmeleri gerekiyorsa kestikleri ağacın iki katını bulundukları yere dikmek zorunda. Kesilen yer müsait değilse, yakınındaki uygun bir araziye kestikleri ağacın dört katını dikecekler. Bir bölgedeki turizm yatırımı o ildeki orman sahasının kesinlikle %’ 1 ini geçmeyecek. Şu anda bu oran % yarım. Biz bunu yapıyorsak birilerinin de bu ülkenin dünyaya açılması, kalkınması gerektiğini görmesi gerekiyor.” demiş.

Sayın okurlar ben gazetenin yalancısıyım. Ama eğer bu açıklama doğruysa ya aşağıdaki noktalar benim garip düşünce tarzımın sonuçlarıdır ve aslında sorun yoktur. Ya yazılan doğrudur, anladığım da doğrudur. O zaman ne diyeyim bilmiyorum gerçekten. Bu arada sayın bakanın dediğinin son iki cümlesini anlamış değilim. Yani yarımı bire çıkararak iyi mi yapmışlar –bu anladığım kadarı ile daha çok ormanın kesilmesi anlamına geliyor- ya da baskı yanlış, bir yarıma mı inmiş? Bir de hangi birileri neyi nasıl görmeli? Neden imalı konuşuyoruz ?

1) Sayın okurlar neden tesis yapmak için ağaç kesilsin. Tesisler mutlaka ağaç kesilecek yere mi yapılmalı? Neden böyle bir şeyin gerekebileceği kabulu en baştan var?

2) Eğer kesilen ağacın iki katı bulundukları yere dikilecekse, yani o kadar arazi varsa, tesis ağacın dikileceği yere yapılsın olmaz mı?

3) Eğer bulunulan yer müsait değil ise ve yakındaki bir araziye 4 katı dikilecekse, o zaman tesis oraya yapılsın? Anladığım kadarı ile ör: Marmaris’ e yapılacak tesis için yakınındaki yer anlayışı Ordu ili olamaz. O zaman yine Marmaris’ teki o ağaçsız yere tesis yapılsa da orman yerinde kalsa olmaz mı?

4) Ülkemizde kesilen sayı ile dikilen sayının / oranın yasaya tam uyumlu olmasının % 100 doğru uygulanıp denetlenebileceğine inanıyor musunuz?

5) Ama en önemli nokta, kesilen ağaç sayısının iki veya dört katının dikilmesi nasıl olurda kesilenden fazlası dikildi olarak karşılaştırılabilir. Kesilen ağacın yaşı ile dikilen fidan aynımıdır? Endemik olarak kabul edilmeyen ve nispeten hızlı büyüyen bir tür olan çam ağacının yetişkinliğe erişme süresi 60 yıldır. (Kavak ağacı bile hızlı büyümesine karşın 20 yılda erişkin olur.) Bırakın 60 yılı 30 yılı, 15 yıllık bir genç ağacın kesilip yerine fidan dikilmesi sayısal açıdan fazla olsa da aynı mıdır? Değil 60 yıllık ağaç , 15 yaşındaki kesilse, acaba dikilen fidanın o yaşa geldiğini kaçımız göreceğiz. Gelibolu ormanlarının yandığını gören, ama bir daha büyüdüğünü göremeyen kaç kişi var hiç düşündünüz mü?

6) Bir başka çok önemli nokta eğer yasal sınır sayısal olarak verilir ise, yasal sınırlara uymak koşulu ile ör:Çığlıkara' daki 1000 yaşındaki (yazıyla bin) ağaçlarda kesilebilir mi? (Kesmeyiz demeyin yakın on yıllara kadar kesilmişler Atlas dergisine göre.) (Benim meşhur nicelik / nitelik takıntım.) Sakın ola ki Çığlıkara da yasak var milli park demeyin. O yasağı kaldırmak ülkemizde kaç dakika sürer tahmin edin. Hatta önce keser sonra yasağı kaldırabiliriz.

7) Ülkemizde yasal bazı sınırların konulmasının ne kadar anlamı vardır ? Bir başka deyişle yarın % 1 sınırının % 5 ‘ e çıkarılmayacağının garantisi var mıdır? (Bırakın normal yasayı, anayasası bu kadar çok değişen ve daha da değişecek olan bir ülkeden bahsediyoruz.) Bu olmasa bile her 100 m2 orman için 1 m2 tesis oranı korkunç değil mi? Sınır bu şekilde mi koyulmalı, yoksa tek bir ağaç kesmeden, sulak, tarihi, arkeolojik alanları, doğal bozkırı, kumulu vb bozmadan istediğin kadar tesiste yap, baraj da yap demek daha iyi değil mi? Bu değerleri korumaya çalışmak gelişmeye karşı olmak demek mi? Neden biz hep uçlara gidiyoruz? Bana göre turist zaten orman varsa, Allianoi varsa, Köprülü kanyon varsa gelir. Bunlar yok, ama 5 yıldızlık tesislerde, hayatlarında yiyemedikleri yemekleri neredeyse bedavaya yesinler turizm anlayışı var. İnanın bu bile sürmez anlattığım değerler yoksa.

8) Ayrıca kesilen ağacın yerine başka bir alana süs gibi yeniden dikmek ne kadar doğru ve ne kadar tutabilir. Örneğin doğal bozkıra ağaç dikmelimiyiz ? Onun özelliği zaten doğal bozkır olması değil mi? Dikersek tutar mı? Hiç mi yabancı türlerin istilası diye bir kavram duymadık. O ağaç kesilen arazide yaşayan hayvanları ne yapacağız ? (Bendeki de soru.) Onları da yeni yere mi taşıyacağız? (Bu da tüy dikmek oldu.)

Sayın okurlar daha önce de sormuştum ama bir kez daha sorayım bende bir gariplik mi var? Bir tane mi dediğinizi duyar gibiyim ?

 
Toplam blog
: 226
: 558
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..