- Kategori
- Şiir
Ağıtlar
Özgürlüğe koşudur ağıt,
Yaydan fırlayan oktur,
Aynasıdır acının , isyanın, ezilmişliğin..
Ağıtları dağ başlarında dinlemelisin.
Bir yanda safları sıkı, mızrakları göğe bakan,
Durgun Zulusavaşçılarını andıran
Sedir ağaçları olmalı.
Ve karanlığın koyulaştığı yerden,
Buradayım diye fısıldayan bir dere.
Öte yanda sarı yeşil ay ışığı altında,
Gölgeleri katmerli, yuvarlak tepeler sıralanmalı.
Sen de, en tepede oturuyor olmalısın tek başına.
Kıvılcımları sıçrayan bir ateş yanmalı önce tepenin birinde.
Sonra Zulu savaşçılarının oradan,
Derinlerden gelen parlak keskin bir ses yankılanmalı.
Gittikçe artan, katlanarak ritimle yükselen
Dalgalı bir ezgi sarmalı, kucaklamalı seni.
Çığlık mı? Çığlıkdeğil.
Yüreğinde sanırsın bu sesi, için rahatlar,
Tüm düşünceler silinir beyninden bu sesle.
Ağlama mı diyorsun?
Damla yaşı yok, işitilmez ama duyarsın.
Tibet rahiplerinin duası mı?
Ya da cesedi yanan Cheyenne savaşçısına
Ulu ruhtan bir istek mi?
Her zerrenle duyar,teslim olursun bu ezgiye.
Nektara aç bal arısı gibi bu sesi emmelisin.
Bu sese binip uçmalısın.
Fışkıran feryadı ile sesine binmiş geliyor demeliler.
Hazdan titremelisin.
Uyuşup uyumalısın.
Ölmelisin bile.