​ Ah Ege ah Ege / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Ah Ege ah Ege

Ah Ege ah Ege
 

Tatildeydim. Ege ‘de. Ege bana her zaman huzur, sakinlik, dinginlik ve barış duygusunu vermiştir. Karadeniz’e gittiğim zaman ise tam tersi bir durum. Nerede muziplik, kavga, oyun var ise bendedir. Karadeniz bütün günahların işlenebileceği bir yer benim için. Ege daha edepli davrandığım bir yer. Doğanın kendi yapısı, insanların kendi iç dinamiği, yetiştirilen ürünler belki bunları belirliyor. Belki de benim kendi kişisel durumum. Ege ‘de gelinim. Karadeniz ‘de bir Karadenizliyim.

Yok. Yok. Empati yapabilen bir insan olarak şunu söyleyebilirim. Tam yukarıda yaşadıklarımı hissediyorum. Hatta fazlasını yazamadıklarımı bile hissediyorum. Ege’de sabırlı, Karadeniz de hırçın, tıpkı denizi gibi. Ege’de yemekte konuşmayan biri kurallara uyan. Karadeniz’de yemeği hazırlarkenden yemek yiyene kadar hiç susmayan. Ege’de şarkı söylemeyen, ama Karadeniz’de bahçede  amelenin yanında hiç susmadan devamlı şarkı söyleyen ben.

Ege’nin insanlarını anlamayan yine ben. Karadeniz ‘de ise adama kurşun sıkıp öldüren insanı bile anlayan ben. Nasıl komik değil mi.

Mesela Ege’de şunları anlamıyorum.

1-) 40 yıl öğretmenlik ve müdürlük yapıp sonra sağda solda ben televizyon seyretmiyorum gazete okumuyorum diyen birini anlamıyorum. Gazete ve televizyonun çok kötü olduğunu hep aynı şeyleri okumanın doğru olmadığını söyleyen birini anlamıyorum. Halbuki Karadeniz böyle olmaz, ne kadar renk ne kadar farklı fikir o kadar iyi deriz.

2-) Sebzeleri haşlamak için doğrayan ve sebzenin içindeki bütün vitaminleri öldürdüğünü farkında olmayan birini anlamıyorum. Ben de söylemek için bir gayrette bulunmak istemiyorum.

3-) İnsanların her şeyden neden devamlı şikayet ettiğini anlamıyorum. Hayatı olduğu gibi kabul etmediklerini anlamıyorum.

4-) Bir iş yaparken baştan sona tek tek adım olarak devamlı olarak canlı yayın yapar gibi anlatmalarını anlamıyorum.

5-) Pamuk lazım olduğunda deli gibi evde pamuk arayıp, arabadaki ilk yardım çantası aklına gelmeyen insanlar tanıyorum. En olması lazım gelen şey en son aklına gelen bir yer Ege benim için.

6-) Gelin aldığımızda bereket olsun diye kesilen keçi üzerinden atlatıldığı zaman bunu anlamayıp saatlerce soru soran, hocaları arayan, olayın kendi kendine gelişen gelenek ve görenek olduğunu anlamayan Ege halkını anlamıyorum.

7-)Medeni ve modern olmayı sadece eve alınan bir sürü teknolojik aletten ibaret olduğunu, modernliği fikirlerden çok, bu aletleri kullanmak olduğunu düşünen bir halk.

8-) Ben istemeden bana ebeveynli oda verip, sonra o odanın banyosunu ve tuvaletini düzenli olarak kullananları anlamıyorum.

9-) Bir çorba yapıp o çorbayı dört gün yiyen insanları da anlamıyorum.

10-) Emin olun tarafsız oluyorum. “Babam ve oğlum” ‘un bir sahnesinde FİKRET KUŞKAN şunu söyler, “Gitmek de kalkmak da zordur. Ne gidebilir insan arkasını döner, ne de kalabilir.” Der. Sanırım Egeliler ve Karadenizliler içinde durum bu. Karadenizliler Anadolu’da kalmayı seçmişler, ve aidiyet duygusunu yoksulluk, yoksunluk ve kötü doğa şartlarına rağmen yaşamışlar. Halbuki Ege’liler başka bir kıtaya gitmek ,Anadolu’yu terk etmek için gelmişler Ege kıyılarına, ve gidememişler ama  kalamamışlar da. O rahatsız olma duygusu bütün yaşanmışlıklarına sinmiş. Aidiyet duygusunu bilmemişler. Ve tabi böyle olunca teknoloji ve modernize olma duygusu bütün yaşanmamışlıklarına sinmiş.

Şimdi bana kızmayın, ben sanırım Ege’yi de seviyorum, Karadeniz’i de seviyorum. Karadeniz halkı ile ilgili yazılacak çok şey var ama, onlara biraz iltimas geçeceğim. Çünkü ben fena halde Karadenizliyim.

Sevgilerimle.

 
Toplam blog
: 96
: 369
Kayıt tarihi
: 05.09.07
 
 

Size hikayeler anlatmamı beklemeyin, halen büyümek istemeyen birisiyim. Daha çocuk, daha yaramaz ..