​ Ah Mine'l-Kaş :-) / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Ah Mine'l-Kaş :-)

Ah Mine'l-Kaş :-)
 

A.Nilgün Aktaş objektifi.. Kaş / Kaputaş Plajı.



Merhaba sevgili blogdaşlarım.

Bendeniz tatilimi bugün itibariyle sonlandırmış bulunmaktayım.

Tatilime eşlik eden, renk ve eğlence katan yakın ve sevgili dostlarım Berna, Tülay ve Nuray kardeşlere yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki sizi tanıdım ve iyi ki Kaş'a geldiniz.

Biz çok eğlendik, güldük, rahatladık, koptuk ve geldik.

Tülay ve Nuray arkadaşlarım tatilimizin Kaş ayağına katıldılar. Biz Berna arkadaşımla Ölüdeniz'e devam ederek tatilimize devam ettik.

Tülay arkadaşım kendi bloğunda Kaş tatilimizi öylesine güzel anlatmış ki, benim fazla bir şey yazmama gerek kalmadı. Aynısını aşağıya kopyaladım, okuyabilirsiniz ! :)

Aşağıda Tülay'ın kalemiyle Kaş tatilimiz....

<><><>

Tatilden döneli oldu bir hafta ama, fotoğraflar gelmeden yazmayayım bişey dedim, hain arkadaşlarım ölüdenizi fethettikleri için benden sonra, onların dönüşlerini bekledim. Ölüdenizden günaydın mesajlarına, sensiz vallahi de billahi de tadı yok yalanlarıyla dayandım kaç gündür :-)

Tatil nasıl güzel bişi anlatamam, yok yok gayet güzel anlatırım aslında, hava olmuş 40 derece, insanlar şehirde bunalmış çalışırken ya da koştururken bir yerlere, sen buz gibi suya bırakıyorsun kendini, iliklerine kadar ıslanıyosun, yenileniyorsun, herşey öyle kolay görünüyor ki gözüne o an, imkansız diye bişey yok diye düşünüyorsun, yaşamak bu değil de ne ola ki. Ama diğer yandan yorucu da, düşünsene, yok kahvaltıyı kaçırmayayım, yok bugün hangi plaja gitsek, akşama nerde içsek, before sun after sun, kremlen durmadan, offf off bıktım valla :-)

Neler mi yaptık, işte size özeti ;

Safari'ye katıldık bir gün, su savaşları yapılacak denildi, aman canım dedik, durduk köyün birinde, hazırladık cephanelikleri, aracın her yanında su tabancaları, balonlar, ama tabi ki boş durmamış diğer arkadaşlar. Bizim tayfa hepsi fazla iyiydi sanırım, bütün suları biz yedik, kovalarla üzerimize fırlatıldı, köyülerle anlaşma yapılmış, hortumlarla suladılar biz geçerken, sırılsıklam gittik Saklıkent Kanyonu'na.

Kanyonda bir tane bile fotoğrafımız yok, çünkü bırakın resim çekmeyi, yürümekte bile zorlanıyor insan.Yanımıza hiçbişey almadan düştük yollara, bir şelale görücez diye çılgın bir yürüyüş yaptık ki sormayın. Kışın ortasında, tipi de trekkinge katıldım, bu kadar heyecanlı değildi :-) Bütün gün hiç tanımadığın insanlarla elele gezmekde ayrı bir boyutu :-) Gidiş hadi neyse de , ya o dönüşe ne demeli, off offf, hiç bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum, o nasıl bir su, eksi kaç derecedir yahu, bütün kemiklerimi sızlattı. Bir de çılgın insanlar vardı ki, body rafting yaptılar kanyonda, nasıl imrendim anlatamam, ama yemedi tabiii :-)





Çıktık ordan Patara'ya, biraz dinlendik, o kadar sudan sonra, deniz mi, üstü kalsın dedik, sonraki molamızsa Kaputaş plajında , aman allahım ne dalgalardı onlar, cesur Nilü yüzelim dedi, hadi dedik bizde, ilk dalga da kıyıda bulduk kendimizi, sadece biz mii, ne çılgınlar vardı, oyuna dönüştü sonra dalgalar ve biz :-) Şahane bir fotoğraf çektirdik, aracın tepesine çıkıp falezden düşme tehlikesini hiçe sayan aslan rehberimiz, orda elimizde kalcaktı ama, burda kendisini yılın rehberi seçiyorum :-)




Tam hareket etcek aracımız Kaputaş'dan, ne görelim, bir mavili, nasıl gözler yarabbim onlar, insan değil yunan heykeli misali, elinde makina fotoğraf çekiyor, dördümüz birden farketmişiz aynı kişiyi nasıl olduysa, ben bizim otelde kalıyor arkadaş diyerek sakinleştirdim ortamı, mutlu mutlu düştük yola, ama çok sürmedi tabi yalanımın anlaşılması. 3 gün yemeden içmeden onu aradık Kaş sokaklarında, nafile ama :-)) Bir fotoğrafı olsun isterdim şuracıkta, ama bununla idare edin artık :-)




Bir gün atladık tekneye, kekova turu yaptık, mis gibi koylarda yüzdük, kaleköy'e geldik, herkes tarihi eser görcez diye çıktı kale'ye, biz oturduk bi cafe'ye, içtik buz gibi biralarımızı, tarihi yeniden yazdık, ne gerek o kalıntılara :-) Kafa güzel olunca, hele bir de sudaysan, daaa ne ister insan, hiiiçç :-) Gülmekten yüzemediğimiz için makarnaları alıp atladık ilk koy'da :-) Gözle görülür bir keyif artışı olduğundan, teknede insanlar bakıyodu halimize :-) İşte o eşsiz andan bir kare :-)





2 günümüz Akçagerme plajında geçti, akça pakça bir yer, sakin, şirin, uzandık armut koltuklara, bir yanımız deniz, bir yanımız dağ, yedik hiç durmadan :-) Su kaydırağında çocukları görünce, dayanamadık, çocukluğunu yaşayayamış varlıklar olduğumuzu fazlaca belli ederek, biz de başladık kaymaya, kaymak değil onun adı ama, aman yarabbim nasıl fırlatıyor havuza :-)







Oldukça kaza riski atlattık, Nilü'nün payı büyük bunda, neyse ki allah korudu adamları :-) cengaverlik yapıcam diye suya balıklama atlayanlar mı dersiniz, dalgalar alıp götürcek olmasına rağmen dönüp kızlar bana bakıyormu diye kendini alıkoyamayan varlıklar mı dersiniz, aracın tepesine çıkıp artistlik yapanlar mı ararsınız, yurdum insanları ayrı bi güzel ya, seviyorum vallaa :-)

Tuhaf benzerlikler vardı bir önceki kaş yolcuğumla bir de, 211 no.lu oda'da kaldım yine :-) Dönüşte yine Dejavu'da elveda dedim Kaş'a, ama bu defa günbatımında değil, gece nin ortasında. Dejavu'da dinlenesi bir adammış, ben orda dinlememiş olsamda :-) İşte Tom Waits'den gelsin tatil şarkım.

http://www.youtube.com/watch?v=k3W-5nwr1aY

<><><>

Eksik olma Tülay'cığım kalemine sağlık, ben bunun üzerine bir şey yazamazdım ! :)

Ölüdeniz kısmı ölüydü...

Çok fazla anlatacak bir şey yok aslında. İki tekne turu, bir Dalyan turu, yorgunluğumuzu dibe vurdurdu. Kaş'da zaten çok yorulmuştuk, Ölüdeniz'de pestil olduk.

Resimleri birazdan ekleyeceğim.

 
Toplam blog
: 563
: 8587
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..