- Kategori
- Güncel
Ahmet Hakan: Ankara’da polis sesiyle uyanmak!

Götürülme gerekçesini polislerin ağzından dinleyelim:
“İstanbul’da görülmekte olan bir dava nedeniyle hakkınızda yakalama emri çıkarılmış. Bizimle karakola gelmeniz gerekiyor.”
Sonra gerçek anlaşılıyor, ama Ankara turu, Ahmet Hakan’a Ankara anısı oluyor.
Ahmet Hakan, niye “aranan şahıs”mış?
“Hakkımda ‘yakalama kararı’ verilen dava, Cem Uzan’ın bana açtığı davaymış. Ben o davada ifade vermişim, ‘yakalama emri’ kaldırılmış, hatta davadan beraat etmiştim. Ancak buna rağmen mekanizma işlememiş ve adım kayıtlarda ‘aranan şahıs’ olarak geçmeye devam etmiş.”
Ankara anısını anlatan Ahmet Hakan, “sütçü” muhabbeti yapıyor:
“Demokrasinin meşhur bir tarifi vardır:
‘Sabahın beşinde kapı çalındığında gelenin polis değil sütçü olduğundan emin olunan rejime demokrasi denir.’ Ne diyelim? En iyisi dua etmek: allah ülkemizi sabahın beşinde kapı çalındığında ‘Gelen sütçüdür sütçü’ denilen bir ülke haline getirsin.”
Sabahın beşinde kapı çalınıyorsa, niye akla “sütçü” geliyor?
O saatte kapıyı polis çalabilir, yardım için bir komşu çalabilir, kafayı çekmiş bir “tanıdık” çalabilir...
Ama kapıyı polis çalmış!
Böyle bir çalma, ilk kez de olmuyor!
Sabaha karşı kapı çalma, demokratik görülmese de, bizde olağan işlerinden biri.
*****
Kapı çalınmadan birkaç saat önce, Ahmet Hakan ve arkadaşları CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla “Tarafsız Bölge”de birlikteydiler. Sizi bilmem, ama ben, soru soranları bazen birer sorgucu, bazen de “kafa bulan” birileri olarak gördüm.
Sorgucular, başta Ahmet Hakan, öyle rahattılar ki...
Ancak, Kılıçdaroğlu, her soruyu sorgucuların rahatlığına kızmadan, “bilgi”ye dayalı olarak yanıtladı. Her sorunun yanıtı, AKP’ye yönelik eleştiriye dönüştü.
Kılıçdaroğlu, “hesap kitap” konusunda ancak kendisini ders vereceği havasını yarattı. Ayrıca sorguculara, genelleştirirsek söylersek, “basın mensupları”na da ders verdi. “Basın mensuplar”nın Başbakan’a soru sormaktan çekindiklerini, soru soranların nasıl bir tavır takındıklarını “askeri bakış”la anlattı.
Sorgucular bunu kendi üstlerine almadılar sanıyorum!
*****
Ahmet Hakan’ın, programdan sonra, gittiği otel odasında, uykuya dalmışken, “İstanbul’da görülmekte olan bir dava nedeniyle hakkınızda yakalama emri çıkarılmış. bizimle karakola gelmeniz gerekiyor.” diyen polislerle karşılaşması hoş değil.
Aslında kimse için hoş değil!
İstanbul’da görülemeyen, Ahmet Hakan Ankara’da görülüyor!
Ahmet Hakan, program yapmak için Ankara’ya bir daha gelir mi, bilmem, ama bu Ankara anısını hiç unutamaz!
Bu Ankara anısı, bilmem, özgeçmişine yazılır mı?
Biz de Ahmet Hakan’a “geçmiş olsun” diyelim.
TURGUT ÇELİK/ Mersin