- Kategori
- Eğitim
Ahmet Hakan: Eğitim camiasına çok açık bir çağrı
"PEK kıymetli Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu...
Eğitim ordusunun kıymetli neferleri...
Değerli okul aile birliği yöneticileri...
Lütfen ama lütfen...
Mekteplerimizde 9-10 yaşlarındaki çocuklara anlamını bile bilmedikleri kelimeleri gırtlaklarını patlatırcasına söylettirip yarıştırmaktan vazgeçelim.
* * *
Mesela “İstiklal Marşı okuma yarışmaları”nı ele alalım...
Ne oluyor bu yarışmalarda?
En fazla gözyaşı döken, en fazla bağıran, en fazla el kol hareketi yapan bir yavrucak birinci seçiliyor.
Yetmiyor...
Bu aşırı teatral gösteri, “İşte vatan sevgisi bu...” falan diye takdim ediliyor.
9-10 yaşındaki bir çocuk, İstiklal Marşı’nı okurken gözyaşı falan döküyorsa, ortada marazi bir durum vardır.
Çünkü o yaşta bir çocuğun İstiklal Marşı’nın ruhunu kavraması ve o ruhun etkisiyle ağlaması imkansızdır.
Psikolojiden falan çakmam ama bu durumu “Büyüklerin gözüne girmek için acıklı bir yırtınma çabası” olarak değerlendirecek kadar izanım vardır.
* * *
Gelin, bu fazlaca otoriter hava yayan ve çocukluk hallerine uymayan yarışmalara “dur” diyelim...
Unutmayın:
Buna itiraz etmenin, buna “dur” demenin, ihanet-i vataniye ile falan bir ilgisi yoktur.
Sadece ve sadece yeni yetişen neslin ruh sağlığını korunmasını istiyorum.
Tek muradım budur." (Ahmet Hakan; Hürriyet, 22.12.2009 salı. "Eğitim camiasına çok açık bir çağrı" başlıklı yazısı)
Yazar Ahmet Hakan'n tek muradı; sadece ve sadece yeni yetişen neslin ruh sağlığını korumak, biz de yazarımızın bu muradını buradan da duyurmak istedik...
Ahmet Hakan'ın dedikleri dikkate değer. İstiklal Marşı'mızın anlamı mutlaka bilinmeli. Bunu bilen çocuklar yarıştırılmalı. Bu yarışma da İlköğretim 8. sınıf öğrencileri ile Lise ve Üniversite öğrencileri düzeyine çekilerek yapılmalı. İstiklal Marşı'nın dizeleri çok anlamlı ve çok duygulu... Anlamını kavramasa da çocuk; bu duyguyu seziyor. Çocuk yaşı itibariyle, İstiklal Marşı'mızdan hüzün duygusunu öne çıkarıyor. Başarıyı, zaferi ve verdiği dersi de ayrımsıyor çocuk... Karnesini alan çocuk az bir duygu karşısında; bir tebrik veya eleştiri durumunda takdir de alsa, kırık notu da olsa ağlıyor... Çocukların çok sevdikleri İstiklal Marşı'nın ahenk ve coşku yüklü yansımasının, çocuklar üzerindeki etkisini de bu duygularla görmeliyiz. Çocuğun sevinci ile ağlaması arasında fazla bir mesafe yoktur. İstiklal Marşı'nı çocuğun anlayacağı şekilde anlatmak lazım. Bunun da yapıldığını sanmıyorum...
Anlatmak için de, önce öğretmenin kendisinin çok iyi anlaması lazım. Yakın tarihimizle ilgili birkaç deste kitap okuması; Mehmet Akif'i çok iyi anlaması ve tanıması, başka eserleriyle şiirlerini de okuması ve iyice bellemesi lazım. Ezberlenmesi çok zor değil İstiklal Marşı'nın; ahenkle okunması da... Yarıştırılması üzerinde tartışılabilir; ama isteyen çocuğa da ezberlemesi ve okuması sağlanmalıdır... "Sen çocuksun, anlamını bilmiyorsun; ezberleme, okuma" demek de yanlış olur...
Aynı şey "Gençliğe Hitabe" için de geçerlidir. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi de bir sanat ve ufuk şaheseridir. Hitabe de çocuklara ezberletilmekte ve okutulmakta, yarışması da yapılmaktadır... Çocuklarımız "Gençliğe Hitabe"nin de anlamını bilmemektedirler. Türk Dil Kurumu'nun Türkçe kelimeleriyle yazılmış metinli halini de kastetmiyorum. Anlamı derken, verdiği mesaj, çıkarılan derse vurgu yapmak istiyorum...
Sonuçta iş okumaya; çok okumaya gelip dayanıyor... İstiklal Marşı'nı da, Gençliğe Hitabeyi de iyi anlamak ve anlatmak için tarihimizi bilmek; Mehmet Akif Ersoy'u ve Atatürk'ü okumak ve iyice anlayıp bellemek gerekiyor... Dünyayı da anlamak, gelişmeleri aksatmadan izlemek de önem taşıyor. Uzak tarihimiz bir yana, çocuklarımızın okuyacağı yakın tarihimizin kitapları yok denecek kadar az. Filmler de öyle...
Bir de her öğretmenin geniş kapsamlı Türkçe sözüklere sahip olması da şart... Okullarda bile geniş kapsamlı sözlükler yok... Öğretmen Türkçe'ye aşinaysa, Türkçe kelime dağarcığı genişse öğrenci için bir kazanım olabiliyor. Türkçe erim erim eriyor... İşe öğretmenle başlanmalı, bunun için adım atmalı bakanlığımız...
Sayfamda yazılarına yer verdiğim yazarlara kendim ve bu sayfayı izleyenler adına teşekkür ederim... Küçükken bir köyden bir köye okumak için gidip gelirken çiçek toplardım... Çiçeklerin kokusundan çok renkleri bizi kendilerine çekerdi... Hayatımız çok sadeydi; sadeliğin tek renkli yanı da çiçeklerin rengiydi... Yıllardır da şiirler, yazılar, kitaplar, dergiler topluyorum... Daha çok insana sunulsun diye de buraya alıyorum... Öğretmenlik de zaten toplayıp paylaşmaktır...
Türk Milleti yeniden ve belki de eskisinden çok daha zor bir ateşle imtihan sürecindedir... Sonraki her imtihan, bir öncekinden daha zor olur... Milletler için bu imtihanın zorluğu tarihten ders alıp almamaya bağlıdır... Bu günlerde İstiklal Marşı'nı ve Gençliğe Hitebe'yi daha sık okumalıyız... Anlamını anlamakta/anlatmakta yükümlülüğümüzü yerine getirdik mi diye de sorgulamalıyız kendimizi. Aklımız hep milletimizde ve vatanımızda olmalıdır... Bizim olan herşey bizim olarak kalmalıdır...
Ne diyelim?!.. Vatan şairi Mehmet Akif Ersoy, demiş diyeceğini!.. Biz de tam bir imanla tekrarlayalım: "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak..."
Sevgilerimle...