​ Ahmet Uluçay'ı unutmamak / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '09

 
Kategori
Sinema
 

Ahmet Uluçay'ı unutmamak

Ahmet Uluçay'ı unutmamak
 

Tribeca Ödül Töreni; Oğlu İdris-Ahmet Uluçay- Tayfun Delice


Hayat sadece gerçekleştirdiklerimizden ibaret değildir. Durmadan düşünen, bir şekilde bizi düşünmeye sevk eden beynimiz farklı konulara karşı göstereceğimiz tutumu öncelikle kendi içimizde yorumlamamızı sağlar. Hayat eğer bir elmanın tüm hali ise, o zaman gerçekleştirdiklerimiz ile gerçekleştiremediklerimiz bu bütünü oluşturan kısımlardır. Dönüp arkamıza baktığımızda gerçekleştirdiklerimiz kadar gerçekleştiremediğimiz bir çok düşüncelerimiz yığılıp kalmış. Bunlar tamamıyla bizim hayatımızın bir parçası olduğu kanaatindeyim. 30 Kasım günü Türkiye çok değer ve bu topraklarda yetişmiş en farklı yönetmenini kaybetti. Bu büyük kaybın içinde onu ve sinemasın görmezden gelme, sorunlarına çare bulmak konusunda geç kalındığı gerçeğini değinmek istemiyorum. Ahmet Uluçay’ı sadece ilk uzun metrajlı Karpuz kabuğundan gemiler yapmak filmi ile aldığı ödüller ile tanıdım. Gazete kupürlerinden kestiğim haberlerini hala saklarım. Eserlerini izlediğimde ise bir insanın ne kadar zor şartlar altında kalırsa kalsın tutkularını istediği zaman gerçekleştirebileceğine şahit oldum. Eserlerinin içinde kendince yarattı sinema dünyası beni büyüledi. Köyünde yaşayarak sevdiği iş olan sinema yapma tutkusunu gerçekleştirmekle kalmayıp, yurt dışında kabul gören bir yönetmen olmuştur Ahmet Uluçay. İlk kez sinemada izlediğim ve sinema anlayışımı derinden etkilyen Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmini izledikten sonra “ bende başarabilirim “ dedim ve ilk kısa filmini yazmamda ve çekmem de usta yönetmenin farkında olmadan büyük bir katkısı oldu. Ahmet Uluçay verdiği mücadele ile amatör sinemacıların gözünde başarının bir kanıtı olarak kabul edilir. Filmini izledikten sonra yakın arkadaşlarımla büyük ustaya mektup yazıp, onu ziyaret etmek istediğimizi söyleyip, yanına gidecektik. Ama bir türlü o mektubu tamamlayıp gönderemedik ve şuan hayatımdaki en büyük pişmanlıklardan bir haline geldi bu gerçekleştiremediğimiz tutku. Büyük usta ile karşılıkla sohbet etme imkânını gerçekleştirememiş olsam da onunla yapılan röportajları okurken kendimi o minderde yanlarında oturan bir kişi olarak hissedebiliyordum. Kurduğu cümlelerdeki içtenlik ve yapmak istediklerini anlatırken, ben orada olmasam da ne kadar gerçekçi düşündüğünü anlayabiliyordum. Uzağında olsam da insanlığıyla, sanatıyla kendini yakın hissediyordum. Artık aramızda olmayan Ahmet Uluçay’a bir vefa borcum olduğunu düşünüyorum. 30 Kasımda hayat sahnesinden izin isteyerek çekilen Ahmet Uluçay için onun gerçekleştirmeye vakti olmadığı projeleri tamamlamak, sinema dünyasının bir borcu olduğunu düşünüyorum. Ahmet Uluçay’ın geride bıraktığı birçok proje Türk sinemasına bir miras niteliğinde. Elinde olmadan gerçekleştiremediği bu projeleri gerçekleştirmek ise onu unutmamak ve yaşatmak için atılacak en büyük adımdır. Değerlerini çok kolay bir kenara iten ya da unutan bir toplum olarak bu geleneğimizi artık bir kenara itmemiz geektiğini düşünüyorum. Ender yetişen değerlerimizi yaşatmak ve yeni nesillere anlatmak için farklı projeler yapılması görüşüne sahibi. Kendi adıma 30 Kasım - 6 Aralık arasını Ahmet Uluçay’ı Anma Hafta olarak hatırlayacağım. Bugünler dâhilinde Ahmet Uluçay’ı blog okurlarına tanıtmak amacıyla yazılar yazmayı umut ediyorum. Umarım en kısa zamanda yarım kalan filmi Bozkırda Deniz Kabuğu adlı filmi tamamlanır ve büyük yönetmeni hatırlamak adına ismini ölümsüzleştirmek için bir festivale ismi verilir.
 
Toplam blog
: 32
: 823
Kayıt tarihi
: 12.03.09
 
 

29 yaşındayım Adanada yaşıyorum. Kendime ait bir kırtasiye dükkanım var. Aynı zamanda İşletme mez..