- Kategori
- Psikoloji
Aidiyet duygusundan yoksun olanlar...

radikalsosyalhizmet.com
Bütün insanların bilinçaltında bir aidiyet duygusu yatar. Peki aidiyet duygusu nedir diye sorduğumuzda; Bu duyguyu , bir kişiye, bir cemiyete, bir derneğe, bir aileye, bir gruba dahil olmak şeklinde düşünebiliriz. Bunun için sosyal çevremizde kendimize yakın insanlarla arkadaşlıklar, dostluklar ve gruplar kurarız. Bu gruplar içinde de her konuda fikirlerimizi paylaşırız.
Konuya sağlık açısından bakarsak, Sağlığın bedensel, ruhsal, sosyal ve moral bakımından tam bir iyilik hali olduğunu söyleyebiliriz.
Bakın sağlık konusunda uzman olan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu aidiyet duygusuna nasıl yaklaşıyor?
“Yanınızda kimlerin yürü-düğünü bilseydiniz kendinizi bu kadar yalnız hissetmezdiniz.” Akıl defterime not ettiğim “iyi hayat” cümlelerinden biri de budur.
Eğer sağlam sosyal bağlarınız, güçlü aidiyet duygularınız, zengin bir inanç dünyanız varsa cümlenin anlamını daha iyi kavrarsınız.
Siz farkında olmasanız da hep sizinle olan güce daha çok bağlanırsınız. Bağlandıkça daha çok güven duyarsınız. Sevginin, dostluğun önemini daha fazla kavrarsınız. Sağlığınızın daha güçlü ve kalıcı olmasını istiyorsanız sosyal çevrenizle iyi ilişkiler kurmaya, inanç dünyanızı zenginleştirip “aidiyet duygunuzu” sağlamlaştırmaya çalışın. Bana göre insana kendini kötü hissettiren duyguların başında yalnızlık duygusu var. Yalnızlık duygusunun panzehiri ise sosyal bağlar, diğer aidiyetler ve güçlü bir maneviyattır.
Diğer taraftan kendilerini bir grubun içinde göremeyenler veya o gruptan dışlananlar, böyle grupları gördükçe agresifleşmekte, ve o grup içindeki kişilerin sosyal dayanışmalarına eleştirel gözle bakmaktadırlar. Aslında bu tamamen hasetliktir, kıskançlıktır. Üç kişiyi bir araya getiremeyenler onlarca kişinin birlikte hareket etmeleri karşısında zavallılıklarını göstermektedirler.
Ne yazık ki bütün bunlar aidiyet duygusundan yoksun olmalarının sonucudur.