- Kategori
- Güncel
Aile hekimlerinin direnişi
Aile Hekimliği sistemi birinci basamakta gerçekten doğru bir uygulamadır ve Türkiye şartlarında ( Avrupa ülkelerine göre biraz gecikmiş olmakla birlikte) çok da gecikmeden 6,5 sene önce uygulamaya konmuştur..
Birinci basamakta ve Koruyucu hekimlikte çok da başarılı sonuçlar alındı. Bebek Ölüm hızı, ben 1982 de göreve başladığımda Türkiye de binde 176 idi şu anda binde 10 ların altına düşmüştür. Bu sonuç dahi yeterli değildir. Çünkü Avrupa ülkelerinde bu oran binde 3-4 lerdedir. Bizim de bu oranlara düşmemiz gerekmektedir. Bunlar hep Koruyucu hekimliğin başarısıdır. Bundan sonrası, artık çok gelişmiş hastane olanakları ile Avrupa seviyesine düşürülecektir.
Önceki sağlık bakanı Recep Akdağ, Aile hekimliğinin ilk yıllarında bu sistemin kuruluş dönemi bakanıydı ve hastane hekimlerinin ikinci basamak tedavi edici hizmetleri tekrar ön plana çıkarma çabalarına dirayetle karşı durarak oldukça başarılı olmuştu.
Ancak sanıyorum önceki sistemden büyük nemaları olan gruplar ( ki bunlar daha ziyade uzman hekimlerdi) büyük baskılarla Recep Akdağ ın ayağını kaydırarak yeni sağlık bakanının atanmasını sağladılar. Bu noktada TTB nin de olumsuz etkisi olduğundan şüphe duymaktayım.
Hiç anlaşılmaz şekilde TTB nin , bütün Dünya nın uyguladığı Aile hekimliği sistemine karşı olduğu da bilinmektedir. Bunun yanıtı maalesef meçhuldür.
Yeni Bakan da görevini yapmaya başlayarak, aile hekimlerini her yönden vurarak, yıllardır sürdürülen ikinci basamak öncelikli olan ve sağlık harcamalarını büyük ölçüde ikinci basamağa yönlendiren sistemi tekrar devreye sokmaya çalışmaktadır.
Bütün Dünya da bilinen bir gerçek, Hastalıkları, hastalık ortaya çıkmadan önlemenin , hastalık oluştuktan sonra tedavi etmeye kıyasla her açıdan avantajlı olduğudur. Buradaki olay, sadece maddi kazanç değildir daha da önemlisi hastalıkların hastada oluşturabileceği sekelleri, tahribatları önlemek , iş gücü kayıplarını önlemek,ve ilaçlarla veya hastanede yatırılarak gerektiğinde ameliyat ederek yapılan çok pahallı tedavi edici hizmetleri örneğin basit bir aşı yaparak daha ortaya çıkmadan ortadan kaldırmaktır.
Şu anda aile hekimleri her yönden yıpratılmaktadır. Aile sağlığı merkezlerinin masrafları daha da arttırılırken, bir taraftan da hekimlerin maaşları yüzde 20 oranında azaltılmakta, ayrıca aile hekimliği başlangıcında hiç sözü edilmeyen yeni görevler aile hekimlerine yüklenmekte ve yüklemeye devam edilmektedir. Örneğin Hastane Acil polikliniğinde yeni ve köklü bir yapılanma ile acil polikliniklerin sorunu çözülmeye çalışılacağı yerde aile hekimlerini burada da görevlendirerek sorunu çözmeye çalışmaktadırlar.
Yeni bakanımız hep geçici çözümlerle ve biraz sıkıştığında topu aile hekimlerine atarak ilk basamak sorunlarını çözmeye çalışırken ikinci basamakta görüyoruz ki hiç de böyle davranmamaktadır.
Hastaların ölme pahasına, bazı hocaların yaptıklarına karşı taviz vermeye başlamış ve büyük çabalarla getirilen Tam Gün yasasını rafa kaldırıvermiştir.
Halbuki Bütün Dünya tam günden yanadır. Hasta ve doktor arasına paranın asla girmemesi gerekirken doktorların kamu ve özel arasında bir tercih yaparak çalışmaları gerekirken bunlar tamamen eskiye döndürülüvermiştir.
Ayrıca TTB de , bu süreçte aile hekimlerini gerektirenin yüzde biri oranında destekleyerek, paranın ve dolayısıyla nemanın çok daha fazla olduğu ikinci basamak sağlık hizmetleri ile oyalanmaya herzamanki gibi devam etmektedir. her zaman ezilenden yana olduğunu iddia eden TTB burada maalesef ezenden yana tutum sergilemektedir.
TTB, Ayrıca Türkiye deki sağlık hizmetlerinin çözümünde çok daha önemli olan koruyucu hekimlik ve birinci basamak sağlık hizmetleri konusundaki ihmalini sürdürmektedir.