- Kategori
- Anılar
Ak/saraydan Ayvan/saraya 9. Bölüm

Alıntı
Bahçemiz o kadar güzeldi ki, babamı yine kandırmış, ona sandalye getirerek gölgelik yere oturtup,bebeği de elinden almıştım. balkonda oturan Ayşe abla ve annesine, babam - Bende Fethiye hanıma çay demleyeceğim, sizde buyurun hep birlikte içelim deyip içeri geçmişti. Annem işlerini kolaylamış - İyi olur, dur bari portatif masayı bahçeye getireyim diyecekken, Ayşe abla yıldırım hızıyla bizdeydi. - Ne lazımsa ben yardıma geldim Fethiye hanım teyze, masa ve sandalyeleri ben çıkarırım, ama bir şey var, hani kapı komşumuz olan, benim üniversiteden arkadaşım Güliz var ya, onu sizde tanıyorsunuz, ona bluz, etek dikmiş-tiniz. Küçük çocuklar için deli oluyor, annem - Elbette kızım, tabi ki, hatta annesiyle gelsin, ilk taşındığımızdan bu yana Güliz'in annesine az mı etek, bluz, elbise diktim, annesi Semra hanım en iyi müşterilerimden birisi ayrıca memnun oluruz.
Annem bahçede yüzlerini sırıdıkları, yatak ve yorganları katlamış, babamda onları içeri yatak odasına taşıyordu. Mutfağa ivedilikle geçen anneme, ev sahibemiz mutfağın kapısından - Kolay gelsin, hayırdır canım? Birde yemek yapacağım demeyin, bak ne getirdim deyip, sofra beziyle örttüğü tepsinin üzerini açtığında, annem - Bende etsiz çiğ köfte, yanına ayran düşünüyordum, mercimekli köfteyi ne zaman yaptınız ablacım, zahmet ettiniz diyerek teşekkür etmişti. İki kapı aşağıda oturan Güliz abla ve annesi de geldiğinde bahçe bir hayli kalabalık olmuş, Semra hanım teyze, cadde üzerinde ki pastahaneden, tatlı ve tuzlu iki çeşit kurabiye ile açma, poğaça ve galeta alıp bana vermiş ve - Hadi bakalım tatlım, bunları tabaklara güzelce koy ve getir.
Söze başlayan ev sahibinin hanımı - Ah Turan beyciğim, yıllardır oturuyoruz, sizlerden ne bir laf, ne bir söz çocuklarınız ise varla yok arası, haftaya taşınacaksınız, bizim beye söyleyeyim de bahçeye seyyar lamba çeksin. Babam - Sizlerde bizi kendi ailenizden bireyler olarak saydınız, bizde sizlerden memnunuz, çocuklarıma gösterdiğiniz ilgi adeta, bir anneanne, babaanne gibi. Bazen Fethiye hanımla, sizler hakkında konuşuyoruz, yolumuz bu tarafa düştüğünde sizleri görmekten ailece memnun oluruz. Güliz'in annesi bankada müdür yardımcısı, babası da orta okulda tarih öğretmeni olarak çalışıyordu. Annem, Semra hanıma - Ayvan-saraya taşındığımızda sizleri ve ev sahibemizi yeni evimize bekleriz demiş, kendilerinden memnuniyetini dile getirmişti. Saatlerin nasıl hızla geçtiğini hiç anlayamamış, koyu muhabbetlere dalan bizler, Ayşe ablamın babasının gelmesiyle daha da mutlu olacaktık. Sabri dede, bir elinde tabure diğer elinde ise akşam simitleriyle selam vererek - Muhabbetiniz bol olsun, iyi akşamlar, ama burada Semra hanımın beyi Okan bey eksik deyince, Güliz - Babamı çağırayım, hadi Gülsen beraber gidelim, evden bir tabure de biz getirelim.
Kapıyı çaldığımızda Okan amca, başımı okşayıp - Gelin bakalım küçük hanımlar, yoksa ders çalışmaya mı? Tebessüm ederek - Hayır, Okan bey amca, hepimiz bahçede oturuyoruz, eksik olarak da siz varsınız demiştim. Okan amca - Güliz, mutfakta buzdolabının üzerinde gofret ve şemsiye şekerlerle, oturma odasında ki leblebi, tuzlu fıstık ve çekirdekleri de al kızım. Güliz - Tamam babacığım, hepsini şimdi poşete koyup geliyoruz, bahçe de tabure eksik, holde 2 tane tabure var, onları da alır mısın?
15 dakika sonra bahçeye döndüğümüzde, Sabri dede bahçeye portatif lambayı çekmiş, büyük bahçe adeta yazlık bir sinema görüntüsüne sahip olmuştu. Okan amca selam vererek, babam ve Sabri dedeyle öpüşüp, diğer hanımlar ve kızlarla tokalaşmış, kardeşlerimi de severek onlara gofret ve şemsiyeli şekerlerden vererek sevindirmişti. Tam da gider ayak, böyle bir muhabbet, bizleri daha da duygusallaştırmış! Neden Ayvan-saray denmişti?
Babam - Taksim de işlerimiz oldukça yoğun, kalfanın çocuğu hasta, ameliyat oldu, üç gün izin almıştı, patron üç günden fazlası olmaz dediğinde. Kalfa - Turan abi, lütfen yardım et, başın sıkıştığında bende atölyede yatıp, mesaiye kalarak sana yardım ederim. Sabri dede - Birbirinize imece usulü ile yardımlaşıp buralara kadar gelmeniz, taktire şayan, ne yaparsınız, serbest meslek böyle bir şey, neden devlet dairesinde iş bulmadınız Turan bey oğlum, hiç olmazsa çalışma saatlerinizin ne olduğunu bilirdiniz, oysa şimdi öyle mi? Babam - Haklısınız Sabri bey amca, ama çekirdekten yetme olunca da, terzilik mesleğini idame ettirmek istedim, aslına bakarsanız; Branşım erkek terziliği ve ısmarlama çalışıyordum, annemin bana - Oğlum, elbise döpiyes ve mantoları mı neden sen dik-meyesin, semtte bulunan kadın terzilerinin dikişlerini beğenmiyorum, önce bir manto dikerek başla bakalım demesiyle, branşımı da böylece değiştirmiş oldum. Yaşım yolun yarısına geliyor, çocukluğumda ki çıraklığı mı saymazsak 15 senedir kadın terziliğini zevkle yapıyorum.