​ Akademik hayatımın dönüm noktalarından / Kozmetik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '14

 
Kategori
Kozmetik
 

Akademik hayatımın dönüm noktalarından

Prof.Dr. Hamdi TEMEL

www.hamditemel.com

Uzun bir yolculuktan sonra, Muğla’ya ve daha sonra da Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine Kozmetik Alanında çalışmalar yapmak ve "Naylon Aşkı Öldürür" konferansını vermek üzere gitmiştim. Doktora öğrencilerim ile birlikte, Araştırma Merkez Laboratuvarlarının ve Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkezinin Müdürü, Prof. Dr. Nazan Demir hocamızın ve ekibinin misafiri idik. Akademik hayatımın dönüm noktalarından biri ile karşı karşıya idim. Dünyada hızla gelişen ve ülkemizde de yeni yeni gelişmeye başlayan Kozmetik Alanında Nazan Demir Hocamız ile ön çalışmalar yapmak için burada idik. Kısaca adı KOZMER olan ve ülkemizde tek olan laboratuvarın amacı; yeni kozmetik ürünler tasarlamak - geliştirmek, analiz yapmak ve bu alanda gerekli uzmanlar yetiştirmek. Hedefleri ise; Kozmetik AR-GE faaliyetlerinde bulunmak, ürün tasarlayarak pilot üretimlerini ve testlerini yapmak vs. diye sıralayabiliyoruz. Bizde lisansüstü öğrencilerim ile bu ekibin içine girmeyi ve onlar ile çalışmayı çok önemsiyoruz. Ülkemizde eminim bu tip çalışmalar çok önemli ve gelecek vaat ediyor. Prof. Dr. Nazan Demir hocamızın çalışmalarını takdir ediyorum. Geziden aldığım bir kaç notu paylaşıyorum;

Kantaron Yağı

Muğla ilçelerini dağ bayır geziyoruz. Ayaklarıma karasular indi desem yeridir.  Bir anda Teknik Gezi aracını Nazan hocamız durduruyor, biraz şaşkın ( zamanı değilmiş sanırım) bu Kantaron bitkisidir diyor ve asistanlara onları hemen toplamasını söylüyor. Böylece ben de kantaron ile tanışmış oluyorum. Tarlalarda, tepelerde ve dağlık bölgelerinde yetişen sarı çiçekli bir bitki bu. KOZMER’in laboratuvarların da Kantaron Yağı üretim izinleri var ve müthiş bir mikrop öldürücü etkisi olduğunu öğreniyorum. Ayrıca, hücre yenileyici sebebi ile özelliklede yara ve yanıkların tedavisinde kullanılmasının yanı sıra, iltihap oluşmasını önleyici, damar büzücü etkisi ile kanamaları durdurabilmesi ve yaralara sürülünce de ağrı ve sızıyı azaltıcı özelliklerini öğreniyorum. Ayrıca Ülseratif kolitte kullanılıyormuş. Haricen de kullanılabiliyor veya direk içilebiliyor, aç karnına bir tatlı kaşığı yeterli. Tavsiye ediyorum, ben denemeye başladım bile...

Papatya Yağı

Gezi programımızda bol miktarda Papatyalar görüyoruz. Papatya yağıda yapılıyormuş KOZMER’in laboratuarların da. Ağrıyı dindirmede kullanılıyor, gargara yaparak diş iltihaplarında ve bademcik şişmeleri tedavisinde de bire bir. Haberiniz olsun, cildinizde ve saçlarınızada da harika etkiler yaratıyormuş. Papatya yağı masajı ile de iyi uyuyun derim.

Beyaz Zambak Yağı

Beyaz Zambak bitkisinin bu kadar güzel olduğunu hiç düşünmemiştim. Onunda yağı yapılıyormuş. Bu yağ ile yine vücut ağrılarınızı dindiriyorsunuz. Selülitiniz varsa bu yağ en etkili çözümü. Hoş kokusundan dolayı parfümeri sanayisinin de vazgeçilmezlerinden beyaz zambak yağı, cilt kırışıklarına da bire bir.

Muğla

İnternetten aldığım bilgilere göre; Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Muğla ismi konusunda şunları yazmıştır:

Sene (…) tarihinde büyük bir savaş olmuş ve Rum keferesinin elinden Menteşe Oğlu Darahikey Veziri Muğlı Bey fethetmiştir. Muğlı Bey Mahan memleketinde Hz. Muhammed (SAV)’i rüyasında görüp daha sonra ulemanın huzurunda İslamiyeti kabul etmiştir. Muğla Kalesi’ni fethettikten sonra ise bu şehrin ismi Muğla diye anılmaya başlanmıştır. Farsça'da Muğ kafir anlamına gelmektedir. Muğlı Bey Müslüman olduktan sonra bir çok hizmetler yapmış ve bir çok gazaya katılmıştır.

Evliya Çelebi Muğla isminin kaynağını bu şekilde yazsa da bu bilgiler ne yazık ki doğrulanmamış. Büyük olasılıkla Muğla ismi, antik çağdaki ismi olan Moballa’nın bozulmasıyla ortaya çıkmıştır. Mobolla ismi daha sonraki Türk hakimiyeti sırasında Mogola olsa da 307 (m. 1889) Aydın Vilayeti Salnamesinde ise Mobella olarak belirtilmektedir.

Muğla ilinde en ilgimi çeken ahşap işçiliği ve şehrin sembolü haline gelen bacaları idi. Zeytinyağlı yemeklerde bir başka hani. Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki ilçelerinin gölgesinde kalmış bir il gördüm.

Dalyan ve Akyaka

Programımızın ikinci günü, Dalyan’da otel işletmecisi Yücel Okutur’un misafiri oluyoruz. İkramda önce Nar suyu var. Hayatımda bu kadar hoş bir Nar Suyu" içmemiştim. Yolunuz Dalyan’a düşerse mutlaka Yücel Bey’in işletmesine uğrayın ve Nar suyunuzu isteyin. Portakal, limon ve Greyfurt ile donatılmış olan bahçesine gidiyoruz. Hayatımda ilk defa greyfurt ağacı görüyorum. Yücel Bey’in “kim ne kadar limon toplarsa evine götürecektir” sözü ile ekibimiz dalından limon toplama keyfi yaşamasına tanık oluyor ve onlara ben de katılıyorum. Dalyan’ın Kral yolu olarak da anılan o muhteşem kanallarında ki tekne turu keyfimi hayatım boyunca unutacağımı sanmıyorum. Bu zamana kadar gördüğüm en güzel yerlerden biridir. Laf aramızda Dalyan'ı gizlemeye de çalışıyorlarmış. Gerçekten çevre bilincine sahip olmayan, insanlar gelmesin diyorlar.  Sizlerde etrafınıza çok bahsetmeseniz iyi olur...

Pek kahvaltı yapmayı sevmem, ama Akyaka'ya gidiyorsanız kesinlikle açık havada Azmak Deresi kıyısında kahvaltınızı edin derim. Sazlıklar arasından çıkan kazları ve arkasından gelen civcivlerini izlemek ve onlara ekmek kırıntılarını atmak da ayrı bir zevk.

Aslında, bir hafta gezip tüm bitkilerle tanışmak isterdim. Hayatıma renk kattığına inanıyorum. Konferansımda çok dikkatli dinleyicilerim de vardı. Bu arada, lisanstan hocam Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Özler hocam ile de 25 yıl sonra görüşme fırsatı buldum. Ak saçlarını saymaz isek, yıllar hocamı hiç değiştirmemiş. Bu arada Sıtkı Koçman Üniversitesi rektörü hocamız Sayın Prof. Dr. Mansur Harmandar ile de tanışma fırsatı buldum. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ekibine; bana ve ekibime içten misafirperverliklerinden dolayı tekrar çok teşekkürlerimi sunuyorum.

 
Toplam blog
: 233
: 209
Kayıt tarihi
: 12.12.13
 
 

Prof. Dr. Hamdi Temel, 1966 yılında Sorgun'da doğdu, İlk ve orta öğretimini Sorgun'da tamamladı v..