​ Akıl kapağı / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '07

 
Kategori
Haber
 

Akıl kapağı

Biz neden bazı şeyleri düşünemiyoruz? Beyin sınırlarımız mı yeterli değil yoksa düşünmeyi mi bilmiyoruz? Rögar kapağı yerine bir karton parçası koyarken ikisininde aynı işi yapabileceğini mi düşündü, bu işlemi yapan kişi? Bazen öyle olaylar oluyor ki insan ne diyeceğini, ne yazacağını bilemiyor. Bir iş yaparken sonucun ne olacağını düşünmeyi bilmiyoruz bence ve galiba bu öğretilmiyor bize. Tamamen ezberci, düşünmekten, araştırmaktan, sorgulamaktan yoksun bir millet olduğumuz için bu kadar karmaşık ve garip, olmaması gereken kazalar bizde oluyor.

Afrikada yerliler avlanırken tuzakların üstünü çalı çırpıyla örterlermiş. (Sayın M.Kırıkkanat çok güzel yazmış bu konuyu) Bizim meçhul yerlilerimiz kimi veya neyi avlamak istedi acaba? Açık bıraksalar daha iyiydi. Hiç değilse oradan geçen insanlar içgüdüsel olarak açık bir çukur tehlikelidir deyip uzaktan geçerlerdi. Büyük bir metropol sayılan İstanbul Afrikası' nda yoksa insanlar havayı koklayıp, iz sürerek içgüdüsel olarak mı tehlikeleri bulmak ve kaçmak zorundalar?

İnsanoğlunun beynine; olaylar, sonuçlar, nedenler sonradan bir cihazla yerleştirilemiyor maalesef. Çevremizden gördüklerimizle yetişiyor zamanla aklımızla (tabi kullanabilirsek) bunları analiz edip hayatımıza belli bir çerçevede yön veriyoruz. Fakat bizim çevremiz ve yetişmemizle ilgili büyük bir sorunumuz var. En basit örnekle anlatayım; yazın arkadaşlarla tatildeyiz ve içlerinde evli, çoçuklu olanlar var. Çocuklar 2, 5-3 yaşındalar. Yorgun bir şekilde akşamüstü oturmuş, havuzbaşı sohbetlerimizi yapıyoruz. O sırada küçük bir turist çocukla bizim kız oyun oynuyorlar derken biraz çekişip, itişmeye başlıyorlar ve turist çocuğun itmesiyle bizim küçük ağlamaya başladı. Arkadaşım hemen kalkıp çocuğunu kucağına alıp masaya geldi, arkasından da turist bayan oğlunun elinden tutarak yanımıza geldi. Eyvah ne olacak derken; arkadaşıma çocuğu yere indirmesini işaret etti ve opluna özür dilemesi gerektiğini söyledi. En az 10 dakika oğlu özür dileyene kadar durdular. Sizler ne yaptınız derseniz, gayet umursamaz bir şekilde çocuk onlar , birşey olmaz diyorduk.

Evet, onlar çocuk ve birisine zarar verdiklerinde ne olacağını veya nasıl zarar vermemeleri gerektiğini bilmiyorlar. Sen, ben, o, biz öğretmessek nereden bilebilirler ki? Belki öğrenir, belki öğrenmezler. Tıpkı karton kutuyu oraya koyarken birinin basıp düşeceğini bilemedikleri gibi veya deniz kumuyla yaptığım bina yıkılırsa birçok insan ölür diyemedikleri gibi veya arabayı bu kadar hızlı kullanırsam kontrol edemem ve birine çarparım gibi..... Para için ruhunu satanları bu sınıflamaya sokumuyorum.

Bu kadar sığ bir şekilde yetişmiş, bilinçsiz insan denen hala vahşi bir yaratık olanlardan kurtulmak için bence havayı koklamayı öğrenelim. Küçük dilaraları başka nasıl kurtarabiliriz inanın bilmiyorum.

 
Toplam blog
: 265
: 642
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1974 İstanbul doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. Bursa'da yaşıyorum. Her zaman yazıp defterler, aj..