- Kategori
- İlişkiler
Aklımda aşk var

Caddelerde rüzgâr aklımda aşk var
Gece yarısında eski yağmurlar
Şarkı söylüyorlar sessiz usulca
Özlediğim şimdi çok uzaklarda
Deli dolu günler hayat güzeldi
Kahkahalarıyla günler geçerdi
Ellerim uzanmaz dokunamam ki
Özlediğim şimdi çok uzaklarda
O da özlüyormuş benim bir tanem
Çok üşüyormuş ben olmayınca
Öyle yazıyor son mektubunda
Nilüfer'in bir zamanlar söylediği bu güzel şarkı dilime dolandı şu aralar.
Müziğinde bir başkalık, tatlı bir çağrı, yıpranmamış bir aşkın saf, içten tınısı var.
Sözler de bu güzelliğe güzellik katmış.
Bu şarkıyı dinleyince insan aşkın büyüsüne kaptırıyor kendini.
Dünya aslında sevgi ve aşk üzerine kurulu; zaman zaman başka şeyler ona sanki ek malzeme oluyor gibi geliyor derinden bakınca.
* * *
Savaşlar, insanlığın ayıbı zulümler yeri gelip şiirlere, romanlara, filmlere konu olmuş/oluyor.
Bakıyorsunuz orada da içinizi hoplatan, hüzünlendiren, ağlatan bir aşk hikâyesi savaşın ağır yükü altında bile ayakta durmaya çalışıyor.
Şimdilerde Gazze'de aşık olmak nasıldır, kim bilir.
Kendinden çok düşünür insan sevdiğini, onu kaybetmek korkusu dağlarken yüreğini bir taraftan tepende bomba sesleri, sevdanın ateşi diğer taraftan…
Nasıldır şimdi Gazze'de aşk?
Nasıl kutlanır sevgilinin günü Gazze'de?
* * *
Eski aşklarda aklım takılı kaldı.
Hani sevdiğinin saçının bir tek teline, ok gibi yüreği yakan kirpiklerine, yüzüne, gülüşüne şiirler, ağıtlar yakılan eski dolu dolu sevdalar.
Özlemi de tatmalı insan, kavuşmanın heyecanı da olmalı, hani aşk dediğin aşk olmalı.
Aşkın fotokopisi değil ta kendisi olmalı.
Kavuşunca gizemini koynunda saklamalı alışkanlığa dönüşmeden…
Sevdanın katmanları vardır. Sevdikçe büyür, çoğalır içinde.
Bir sözle, bir bakışla yücelir. Kalp kırılınca bir anda dağılmaz sağlamdır temelleri.
Böyle olmayınca insan diyor ki, romanlarda mı aşkı yaşamalı?
Orada tutku, kavuşmanın anlamı, ellerinin sıcaklığı bir başka oluyor.
* * *
Kimbilir kaç kişi deli dolu sevmiştir, seviyordur da sevdiğini söyleyeme cesareti bulamıyordur.
Ya da korkuyordur kendini tutku denizine atmaktan.
Kimbilir kaç kişi terk edilmenin ağır sancıları içersinde kıvranıyordur kör kuyularda bir başına, çaresiz, kimsesiz…
Kaç kişi pişmanlığı dalga dalga yüreğinde hissedip kendini suçluyordur gerekli gereksiz yere.
Kaç kişi aradığını bulamamıştır ya da ne aradığını bilemiyordur.
Her şeye rağmen kim bilir şimdi kaç yürek tutkuyla atıyordur sevdiği için.
O yürekler ki, kuş seslerini duyabilir, rüzgârın şarkısını yüreğinde hisseder, açan çiçeği koklar, hayatı zor ve ağır bir yük olarak görmekten vazgeçip sımsıkı tutunurlar yaşama.
Ve kim bilir kaç kişi kendine bir şans veriyordur yeniden sevmek için.
Sevgili insan olmayı başaran yüreklerin sevgi gününü kutluyorum.